Tebliğ

286 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ(*)

Yayım tarihi kaynakta belirtilmemiş

Tebliğ metni

28 Ekim 1960 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunan 113 sayılı Af Kanunu hükümleri muvacehesinde hangi para cezalarının affedildiği ve affedilen bu para cezalarının kayıtlardan ne şekilde çıkarılacağı hususlarında tereddüt edildiği Bakanlığa intikal eden hâdiselerden öğrenildiğinden keyfiyetin aşağıdaki şekilde açıklanmasına Iüzum görülmüştür. 113 sayılı Af Kanununun 134 sayılı Kanunla değişik birinci maddesinde aynen : "27 Mayıs 1960 tarihine kadar işlenmiş olan suçlardan : A _ Taksirli cürümlerle kanunların suçu tesbit eden aslî maddesinde, yukarı haddi beş seneyi geçmeyen hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile yahut yalnız veya birlikte olarak para cezası ile cezalandırdığı veya müsadereyi yahut bir meslek veya sanatın yapılmamasını veyahut bu cezalardan birini veya bir kaçını istilzam eden fiiller hakkında takibat yapılmaz. Bu fıkra hükmünden istifade edecek olanların affı kabul etmemeğe hakları vardır. Bu hakkını kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde kullananlar hakkında tahkikat veya takibata devam olunur. Mahkümiyet halinde bu hakkın kullanılmış olması afdan istifadeye engel olmaz. B _ Beş sene ve daha az hürriyeti bağlayıcı bir cezaya ve bu miktarı aşmayan hürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte veya müstakilen hükmedilmiş para cezasına mahkûm olanlar, fer'i ve mütemmim cezalar ile ceza mahkûmiyetlerinin neticelerine de şamil olmak üzere affedilmişlerdir. C _ Müstakilen beş seneden fazla hürriyeti bağlayıcı bir cezaya veya bununla birlikte para cezasına mahkûm edilenlerin cezalarının üçte biri indirilir. Ancak indirilen mktar beş seneden aşağı olamaz. Müebbet ağır hapis cezaları 24 sene ağır hapis cezasına çevrilir." denilmek suretiyle bu maddede mahiyet ve nevileri açıklanan suç ve cezaların ne miktar ve nisbette affa tabi olacakları gösterilerek affın şumul derecesi tayin edilmiştir. Buna nazaran 27 Mayıs 1960 tarihine kadar işlenmiş suçlar için bu maddenin; (A) bendi mezkûr devrede işlenen suçlara, (B) bendi de hükmedilmiş ve katileşmiş cezalara ait olmak üzere umumî affa, (C) bendi ise; hükmolunan cezalardan bir kısmı bu kanuna tabi tutulmuş olması bakımından hususî affa taallûk etmektedir. Bu vaziyet karşısında mezkûr af kanununun, Bakanlığımız cephesinden, tatbiki sırasında aşağıda açıklandığı şekilde muamele yapılması icap etmektedir. 1. Bahis konusu maddenin (B) bendi ile 27 Mayıs 1960 tarihinden önce işlenen suçlardan dolayı beş sene ve daha az hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile veya bu miktarı aşmıyan hürriyeti bağlayıcı bir ceza ile birlikte veya müstakilen para cezasına mahkûm olanların bu cezaları, mütemmim ve fer'ileri ile birlikte ve ceza mahkûmiyetinin bütün neticelerine şamil olmak üzere affedilmiştir. Madde metninde bahis konusu edilen para cezalarının mahiyeti hakkında herhangi bir tasrih yapılmamıştır. Bu itibarla birinci maddenin (B) bendî hükmünden istifade eden şahıslar adına askerî ve adlî mahkemeler tarafından kanunlarına göre suç teşkil eden fiiller karşılığında tertiplenen cezaî karakteri haiz ve terhibi mahiyette verilen amme ve tazminat kabilinden olan para cezaları tamamen affedilmiştir. Affedilen bu para cezalarından kanunun neşri tarihi olan 22 Kasım 1960 tarihine kadar tahsil edilmemiş olanların artık tahsiline imkân olmadığından bunlar aşağıda açıklandığı şekilde kayıtlardan çıkarılacaktır. Ancak, Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesi gereğince affın şahsî haklara bir tesiri olamayacağından umumî ve askerî mahkemelerle askerî adlî âmirliklerce mutazarrır taraf sıfatıyla hazine lehine olarak karar a!tına alınan ve bu suretle Hazinenin bir zarar karşılığı bulunan bilcümle şahsi haklar affın şumulü haricinde kalacağından bunların kendi usul ve esasları dairesinde takip ve tahsili lâzım gelecektir. Bu sebeble, halen kayıtlarda mevcut tazminat ve âmme para cezaları hakkında yapılacak muamelenin kati şekilde tesbiti için alacağın dayandığı ilâm tetkik edilerek, bunlar yukarıda açıklandığı şekilde hazinenin şahsi haklarına taallûk ediyorsa âffın şumulü haricinde bırakılması lâzımdır. Bahis konusu maddenin (C) bendi ile 27 Mayıs 1960 tarihine kadar işlenmiş olan suçlardan dolayı beş seneden fazla hürriyeti bağ!ayıcı bir ceza ile veya bununla birlikte para cezasına mahküm olanların bu cezaları üçte bir nisbetinde indirilmiş bulunduğundan bunlardan Cumhuriyet Müddeiumumiliklerince tahsili mümkün olmadığı için 6183 sayılı Kanun hükümleri dairesinde tahsili için vergi dairelerine devredilmiş bulunan para cezalarından tenzil edilecek miktar C. Müddeiumumiliklerinden sorulmak suretiyle tesbit edilerek tenzil edilecek bakiyesi takip ve tahsil edilecektir. 2. Birinci maddenin (B) bendinde mevzubahis edilen af ceza mahkûmiyetinin bütün neticelerine şamil olduğundan umumî bir af mahiyetindedir. Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesi gereğince umumî afdan neş'et eden sukut hazinenin masarıfı muhakemenin mütalebe hakkını dahi iskat eder. Bu sebeple adı geçen fıkra hükmünden istifade eden suçluların muhakeme harç ve masrafından olan borçları da tamamen affedilmiştir. (Yalnız yukarıda işaret edildiği gibi bu affın şahsi haklara tesiri olmadığından, bu şahsi haklara müteferri olan harç ve masraflar da tabiatiyle affedilmemiştir.) Bu kabil şahısların kanunun neşri tarihine (22 Kasım 1960 tarihine) kadar tahsil edilmemiş olan muhakeme harç ve masraflarının da artık tahsiline imkân kalmamıştır. Bu kabil muhakeme harç ve masrafları da para cezalarında olduğu gibi keza kayıtlardan çıkarılacaktır. Yalnız Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesinin ikinci fıkrası ile, ceza mahkûmiyeti zımnında mahkemelerce hükmedilen muhakeme harç ve masrafları umumî affa tabi tutulmuş olduğundan hukuk mahkemelerince hükme bağlanmış bulunan muhakeme harç ve masraflarının 113 sayılı Af Kanunu ile bir alâkası yoktur. Binaenaleyh hukuk mahkemelerince hükmedilen muhakeme harç ve masrafları ile hazinenin şahsi hakkına taallûk eden davalarda ceza mahkemeleri tarafından hükmedilen muhakeme harç ve masrafları terkin edilmeyerek eskiden olduğu gibi takip ve tahsil edilecektir. Terkine tabi tutulacak muhakeme harç ve masraflarının tesbitinde bilhassa bu hususun da dikkatle gözönünde bulundurulması lâzımdır. 3. Birinci maddenin (C) bendi ile, beş seneden fazla hürriyeti bağlayıcı bir cezaya veya bu ceza ile birlikte para cezasına mahkûm olanların cezaları üçte bir nispetinde indirilmiştir. Bu fıkra hükmü hususî bir af mahiyetindedir. Türk Ceza Kanununun 98 inci maddesi gereğince hususî af mütemmim ve fer'i cezalara tesir etmeyeceği gibi masarıfı muhakemenin mütalebe hakkını da iskat etmeyeceğinden bu fıkra hükmünden istifade eden şahıslara ait muhakeme harç ve masraflarının tahsiline devam edilecektir. 4. Af Kanununun ikinci maddesinde 27 ve 28 Mayıs 1960 günlerince inkılâp hareketleri lehine fiilen katılan askerî şahısların bu tarihlerde işledikleri taksirli suçlardan dolayı haklarında takibat yapılmıyacağı, bu şahıslardan mahkûm olanların fer'i ve mütemmim cezalarının ceza mahkûmiyetinin bütün neticelerine şâmil olacak şekilde affedileceğine işaret edilmiştir. Bu maddeye 134 sayılı Kanunla eklenen fıkra ile de bu fiillerden dolayı uğranılmış zararların dahi tazmin ettirilmiyeceği hükme bağlanmış bulunmaktadır. Binaenaleyh 27 ve 28 Mayıs günlerinde inkilâp hareketlerine fiilen iştirak etmiş bulunan askerî şahısların işledikleri taksirli suçlardan dolayı haklarında takibat yapılmıyacağı gibi bu şahısların işledikleri fiillerden dolayı mahkemelerce hükmedilmiş bulunan ve 113 sayılı Kanunun neşri tarihine kadar (28 Ekim 1960 tarihine kadar) tahsil edilmemiş bulunan muhakeme harç ve masrafları da tahsil edilmiyerek kayıtlardan çıkarılacaktır. Bu şahıslar adına mezkûr fiillerden dolayı ayrıca vaki olmuş bir hazine zararının ödettirilmesi maksadiyle bir tazminat hükmedilmişse bu tazminat bedelinden 134 sayılı Kanunun neşri tarihi olan 22/11/1960 tarihine kadar tahsil edilmiyenler artık tahsil edilmeyecektir. 5. Kanunun üçüncü maddesinin 134 sayılı Kanunla değişik (B) bendi ile miktarı 500 liradan fazla olan zimmet ve ihtilâs ve fıkrada sayılan diğer suçlar affa tabi tutulmamıştır. Binaenaleyh yalnız miktarı 500 liradan aşağı olan (500 dahil) zimmet ve ihtilâs suçları affa tabidir. Bilindiği üzere, Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesi gereğince ceza hükümlerinin sukutu, şahsi haklara, istirdada, tazminata ve masarıfı muhakemeye müteallik hükümlere halel vermez. Ancak umumî afdan neset eden sukut masarıfı muhakemenin tahsili hakkındaki Hazinenin mütalebe hakkını da iskat eder. Binaenaleyh affın, umumî olarak istirdat, tazminat taleplerine ve ceza mahkûmiyeti zımnında mahkemelerce hükmedilen muhakeme harç ve masaflarından gayrı şahsi haklara şumulü yoktur. Bu itibarla zimmet, ihtilâs ve sair suçlardan dolayı haklarında ceza davası açılmış olup da gerek Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 365 inci maddesi hükmü gereğince hazine şahsi hakkı bakımından davaya müdahale edilmiş olan ahvalde gerekse Hazine şahsi hakkı bakımından davaya müdahale edilmemesi hallerinde açılmış bulunan ceza davasının Af Kanunu hükümleri dairesinde düşmesi halinde Hazine zarar ve şahsi hakkının tazmini bakımından Hukuk Mahkemesinde dava açılması mümkün olduğundan zamanaşımının vukuuna meydan verilmeden hemen selâhiyetli hukuk mahkemesine müracaat suretiyle dava açılması icap eder. Bilindiği üzere, âmme davasına Hazine şahsi hakkı bakımından müdahale edilipde âmme davasının af ile sukut etmesi halinde sukut tarihinden itibaren bir sene içerisinde Hukuk Mahkemesine müracaatla dava açılması lâzımdır. Âmme davasına böyle bir müdahale yapılmamış bulunduğu ahvalde de bu bir senelik zamanaşımı müddeti Hazinenin ıttılaı tarihinden itibaren hesap edilir. Bu da ıttılaa göre, sukut tarihinin evveline veya sonrasına tesadüf edebilir. 113 sayılı Af Kanununun 134 sayılı Kanunla muaddel birinci maddesi ile umumî affa tabi tutulan suçlarla üçüncü maddesinin (B) bendi gereğince miktar ve kıymeti 500 liradan aşağı zimmet ve ihtilâs suçlarına mütaallik takiplerin savcılıklarca veya askeri adlî amirliklerce mezkûr kanuna müsteniden takibine mahal olmadığına karar verildiği ve henüz şahsi hak bakımından Hazinenin bir müdahalesi kanunen mevzuubahis olmayan hallerde Hazine şahsi hakkının doğrudan doğruya hukuk mahkemelerinde usulü dairesinde dava açılmak suretiyle takibi lâzım geleceğinden Borçlar Kanununun 60 ncı maddesi mucibince Hazinenin zarar ve fiile ıttılaından itibaren bir sene zarfında Hazinece dava açılarak alacağın zamanaşımına uğratılmadan hükme tahsilinin temini icap eder. 6. 3257 sayılı Kanuna göre malî durumları müsait olan mahkûmlardan tahsili icap eden yiyecek bedelleri Hazinenin şahsi hakkına ve Hazine tarafından evvelce sarfolunan bir paraya taallûk etmekte olması itibariyle, ceza mahkûmiyetlerinin neticelerinden addedilerek Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesine istinaden mahkûmiyetle birlikte affa tabi tutulması mevzuubahis olmayacağından bunların takip ve tahsiline devam edilecektir. 7. Af Kanununun 134 sayılı Kanunla değiştirilen 7 nci maddesinin birinci fıkrasında Bu kanun hükümlerinin Taksirli Suçlar Hariç, Hâkimler ve Memurin Kanunları ile bunlara ek kanunlara ve sair hususî kanunlara tevfikan verilmiş ve verilecek idarî ve inzibatî karar veya yapılmış ve yapılacak işlemlere ve subay, askerî memur ve astsubayların cezalarının hukukî neticelerinden olan rütbenin kaybedilmesi ve orduya subay, askerî memur, astsubay olarak kabul olunmamak ve askerî nispetin kesilmesi işlemlerine şümulü yoktur. Ancak 1 inci maddenin (B) bendinden faydalanan askerî ve sivil şahısların emeklilik hakları geri verilip denilmek suretiyle idarî ve inzibatî karar ve muameleler affın şumulü haricinde bırakılmıştır. Bu sebeple Adlî, Askerî ve İdarî merciler tarafından verilen ve terhibi mahiyette olmayan doğrudan doğruya inzibat bir mahiyet ve karakter taşıyan para cezaları affın şümulü haricinde kaldığından bunların takip ve tahsiline devam edilecektir. 8. Af Kanununun 134 sayılı Kanunla değişik yedinci maddesinin son fıkrasında «Hususî kanunlara göre mercilerince verilmiş olan ve bu kanunun neşri tarihinde infaz edilmemiş bulunan para cezaları da birinci madde hükmüne tabidir. Vergi Cezaları ve misil zamları bu hükümden hariçtir.» denilmektedir. Kanunun bu hükmüne göre 27 Mayıs 1960 tarihine kadar işlenen suçlar dolayısiyle verilen 1 inci maddenin (B) bendinde yazılı ve 1 numarada açıklanan para cezaları dışında kalan ve hususî kanunlarca yetkili kılınan mercilerce kanunlarına göre suç teşkil eden fiiller karşılığında verilen (İdare Heyetleri, Askerlik Meclisleri, Gümrük Komisyonları, Trafik Zabıtası gibi) ve kanunun neşri tarihi olan 22 Kasım 1960 tarihine kadar tahsil edilmemiş bulunan (nüfus, askerlik, gümrük, trafik vesaire gibi) para cezaları affedilmiştir. Bu sebeple bu kabil para cezalarından 27 Mayıs 1960 tarihinden önce işlenmiş suçlara taallûk eden ve 22 Kasım 1960 tarihine kadar tahsil edilmemiş bulunanlar tesbit ve tefrik edilerek (elde mevcut ilâm, karar ve kayıtlarda mevcut malûmat yazılı değilse alâkalı mercilerden sorularak Af Kanununun şumulüne girdiği tesbit edildikten sonra) aşağıda açıklandığı şekilde kayıtlardan çıkarılacaktır. 9. Yukarıda mevzuubahis edilen yedinci maddenin son fıkrası vergi cezaları ile misil zamlarını affın şumulü haricinde bırakmış olduğundan, usulsüzlük, kusur ve kaçakçılık gibi vergi cezaları ile tapu harcı kat zammı, taşocağı resmî kat zammı gibi âmme alacaklarına bir nispet dahilinde ilâve edilen misil zamlarının afla bir alâkası yoktur. Bunların takip ve tahsiline normal olarak devam edilecektir. 10 Yukarıdaki maddelerde açıklandığı şekilde affa tabi olduğu işaret edilen para cezaları ile muhakeme harç ve masraflarının bu tamim numarasından bahsile müfredat kayıtları karşısına gerekli meşruhat verilmek suretiyle tahsillerinden sarfınazar edilecektir. Bu şekilde müfredat kayıtlarına meşruhat verilmek suretiyle tahsilinden sarfınazar edilen muhakeme harç ve masrafları ile para cezaları için ayrı ayrı birer cetvel tanzim edilerek affa uğrayan âmme alacaklarının miktarları tesbit edildikten sonra bunlar alâkalı tahakkuk yevmiye ve esas defterinin tahakkuk yevmiye ve esas defterinin tahakkuk kayıtlarından tenzil edilecektir. 11. 113 sayılı Kanuna göre affa tabi bulunan para cezalariyle muhakeme harç ve masraflarından kanunun neşri tarihi olan 28/10/1960 tarihinden sonra ve 134 sayılı Kanunla affa tabi tutulan muhakeme harç ve masrafları ile para cezası ve tazminat bedelinden de işbu kanunun neşri tarihi olan 22/11/1960 tarihinden sonra tahsil edilmiş bulunanlar 6183 sayılı Kanun 23 üncü maddesi hükmü gözönünde tutulmak suretiyle alâkalılarına reddedilecektir. Bilgi edinilmesi ve gereğince muamele yapılmakla beraber ayrıca kazalara da gönderilmiş bulunan bu genel yazının sür'atle alâkalılara tebliğinin temini rica olunur. (*) Güncelliği Kalmamıştır.

Kaynak: resmî yayım

Kendi olayınıza uyar mı?

Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.

Ücretsiz sor