12 SERİ NO'LU KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ
Yayım tarihi kaynakta belirtilmemiş
Tebliğ metni
18/2/1963 tarih ve 199 sayılı Kanunla, 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 11, 14, 15, 18, 19, 20, 21.24. 28. ve 41 inci maddeleriyle, ayni kanunun 192 sayılı kanunla madde 12, 13 ve 44 üncü maddeleri değiştirilmiş bulunmaktadır. Bu değişiklik ve ilâvelere ve bunların tatbik şekline ait gerekli açıklamalar 5422 sayılı kanunun madde numaraları esas alınmak suretiyle aşağıda gösterilmiştir. Madde 1 _ Bu madde ile vergi mevzuuna alınan mükellefler meyanında olup, C ve D bentlerinde yer alan kurumların tüzelkişiliği haiz olmamalarının da mümkün bulunduğu nazara alınarak, birinci fıkradaki "Tüzelkişilerin" kelimesi yerine "kurumların" kelimesi konulmuş, böylece madde, mezkûr mükelleflere ayrı tüzelkişilik verilmiş olup olmaması keyfiyetinin bunların mükellefiyetlerine tesir etmeyeceğini hükme bağlayan ayni kanunun 4 ve 5 inci maddelerine mütenazır ve uygun hale getirilmiştir. Diğer taraftan, maddenin D bendinde, parantez içerisinde, bu kanunun tatbikatında cemaatlerin de tesis hükmünde olduğu tasrih edilmiştir. Çeşitli cemaatlere ait iktisadî işletmelerin de kurumlar vergisinin mevzuunda mütalâa olunması keyfiyeti 5422. sayılı kanunun ruh ve maksadına tamamen uygun olduğu halde, mezkûr kanunda bu hususta lâfzi bir sarahatın bulunmaması tatbikatta bazı tereddütlerin doğmasına sebep olmaktaydı. Tedvin olunan hüküm ile, bu tereddütler bertaraf edilmiş olup, cemaatlere bağlı işletmelerin de gerekli şartları taşımaları halinde vergi mevzuunda mütalâa edilmesi gerekeceği sarahaten belirtilmiştir. Bir kamu idare ve müessesesi olmadıkları gibi dernek, tesis veya vakıf durumunda da olmayan ve "Cemaatler" olarak adlandırılan kuruluşlardan maksat, azınlık cemaati, kilise, mütevelli hey'eti, hahambaşılı, patrikhane, ekzarhane ve bunlara benzer sair teşekküllerdir. Şuna da işaret edelim ki yeni hüküm vergi mevzuuna müteallik olup, bunun, bu gibi teşekküllere ait işletmelere, kanunun muafiyet hükümlerine göre şimdiye kadar tanınmış bulunan muafiyetleri haleldar edici veya bundan sonra muafiyet verilmesine mani olucu bir mahiyeti olmadığı izahtan varestedir. Maddenin son fıkrasında yapılan değişiklik tarım faaliyetlerinden elde edilen kazançların gelir vergisi mevzuuna alınmış olmasiyle ilgilidir. Kurum kazancının, gelir vergisi mevzuuna giren unsurlarından terekküp ettiği zikredilmek suretiyle, bu hüküm Gelir Vergisi Kanununun halihazır durumuna uygun hale getirilmiştir. Madde 2 _ Maddedeki tek değişiklik "Ticaret Kanununun" ibaresinın "Türk Ticaret Kanununun" şekline getirilmesine taallûk etmekte olup, 865 sayılı Ticaret Kanununun yerine kaim olan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun adının madde metninde zikredilmesinden ibarettir. Sırf tenazuru sağlamaya matuf olan bu tadilât başkaca bir mana veya tatbikat değişikliğine delâlet etmemektedir. Madde 3 _ Vergi mevzuuna alınan kooperatif şirketleri tayin eden bu maddede yapılan en önemli değişiklik yabancı kooperatif şirketlerin de vergi mevzuuna alınmış olmasına mütealliktir. Bu itibarla, istihlâk, istihsal, kredi, satış, yapı vesair namlarla kurulan yabancı kooperatif şirketlerin de, muafiyet hükümlerinden istifade etmedikleri takdirde, kurumlar vergisine tabi tutulması gerekmektedir. Bilindiği üzere, Türk Ticaret Kanununun 485 inci maddesinde kooperatif şirket, "Ortaklarının iktisadî menfaatlerini ve hususiyle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını karşılıklı yardım ve kefalet sayesinde sağlayıp korumak maksadiyle bir ticaret unvanı altında kurulan değişir sermayeli bir şirket" olarak tarif edilmiş, ortakların şirket borçlarından dolayı mesuliyetinin müteselsil ve hudutsuz veya hudutsuz ve fakat koymayı taahhüt ettikleri sermaye ile mütenasip yahut muayyen bir meblağ ile hudutlu olabileceği açıklanmıştır. Belirtildiği gibi maddede, "........ aynı mahiyetteki yabancı kooperatif şirketler" den bahsedildiğine göre, yabancı bir şirketin kooperatif olup olmadığının tayininde Türk Ticaret Kanununun yukarıda zikredilen hükümleriyle vazolunan umumi kıstaslara istinat edilmesi lâzım gelir. Diğer bir değişiklik 2 nci maddeye mütenazır olarak (Türk Ticaret Kanunu) deyiminin kullanılmış olmasıdır. Madde 4 _ Maddedeki başlıca değişiklik 2 nci fıkraya verilen sarahatla ifade olunabilir. Filhakika, birinci fıkrada zikredilen şartları haiz oldukları halde müstakil muhasebeleri bulunmayan veya kendilerine muayyen bir sermaye tahsis edilmemiş olan bazı iktisadî kamu müesseselerinin vergi mükellefiyetlerinin tayininde tatbikatta zaman zaman hasıl olan tereddütler bu hükümle artık bertaraf edilmiş olmaktadır. Madde 5 _ Dernek, tesis ve vakıflara ait iktisadî işletmelerin mahiyetini açıklayan bu maddeye (Aynı mahiyetteki yabancı işletmeler) ibaresi ilâve edilmis bulunmaktadır. Kanunun tadilinden önce 6 ncı maddede yabancı derneklere ait iktisadî müessese ve işletmeler yönünden mevcut olan hüküm yabancı tesis ve vakıflara bağlı iktisadî işletmelere de teşmil edilerek ilgisine binaen bu maddeye ithal olunmuştur. Bu itibarla, gerek yabancı derneklere ve gerekse yabancı tesis ve vakıflara ait olup da sermaye şirketleri ile kooperatif şirketler haricinde kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmelerin kazanç gayesi güdüp gütmemelerine, tüzel kişiliği haiz olup olmamalarına ve kendilerine tahsis edilmiş sermaye ile müstakil muhasebelerinin bulunup bulunmamasına bakılmaksızın, kurumlar vergisi mevzuuna alınması iktiza etmektedir. Ayrıca, birinci maddede tesis hükmünde oldukları zikredilen cemaatlere ait iktisadî işletmeler de dolayısiyle bu maddede tarif olunmakta, böylece cemaatlere ait olup da, bir önceki fıkrada zikrettiğimiz şartları haiz olan işletmelerin aynı surette vergi mevzuunda mütalâa edilmeleri gerekmektedir. Madde 6 _ Bu maddede yapılan değişiklik ile, aynı zamanda yabancı kamu idare ve müesseselerine ait veya tabi olan sermaye şirketleri ile kooperatif şirketler haricinde kalan ticarî, sınaî ve ziraî işletmeler de vergi mevzuuna alınmıştır. Bu suretle, doğrudan doğruya yabancı bir devlete ait iktisadî işletmelerin yanında bilfarz, bu devletin bir belediyesine, vilâyet veya eyaletine (kamu idareleri), veyahut bir üniversitesine (kamu müessesesi ait olan ve gerekli şartları taşıyan iktisadî işletmelerin de kurumlar vergisine tabi tutulması lâzım gelir. Bu meyanda kanunun muafiyete ait hükümlerinin ayrıca nazarı itibare alınması gerekeceği de tabiidir. Madde 7 _ Muaflıklara taallûk eden bu maddede evvelce yer alan PTT idaresi 6145 sayılı Kanunla, Devlet Demiryolları 6186 sayılı Kanunla birer iktisadî devlet teşekkülü haline getirilmiş ve bu bünye değişikliğinden beri kurumlar vergisine tabi tutulmuş olduklarından, maddeden çıkarılmışlardır. Keza 6623 sayılı Kanunla bir anonim ortaklık Türk Hava yolları Anonim Ortaklığı haline getirilen Devlet Havayollarına ait muafiyet esasen manasını kaybettiği cihetle, maddeden çıkarılmış bulunmaktadır. Darphane ve Damga Matbaası, Millî Piyango İdaresi ve Askerî Fabrikalar hakkında ötedenberi mevcut olan kısmî muafiyet hükümleri 1 numaralı bentte bir araya getirilmiş ve askerî fabrikalar deyimine atelyeler kelimesi de ilâve edilmek suretiyle hükme açıklık verilmiştir. Bu suretle fabrika vüs'at ve mahiyetinde olmıyan askerî işyerlerinin de ayni şartlar dahilinde muafiyetten istifade ettirilmesi gerekeceği sarahata bağlanmış bulunmaktadır. Tadilden önceki 8 numaralı bende tekabül eden 3 numaralı bende (kitap, gazete ve mecmua yayın evleri) ilâve edildiğinden, kamu idare ve müesseseleri veya dernek, tesis ve vakıflar 7 nci bend delâletiyle tarafından fıkrada belirtilen maksatlarla işletilen ve kitap, gazete veya mecmua yayımı ile iştigâl eden müesseselerin kurumlar vergisinden muaf tutulması gerekir. 7 numaralı bendde eski 12 numaralı bend yapılan tadilât ile, bu bend içinde bulunan (halkevleri ve halkodaları) tabiri metinden çıkarılmış ve bu bende göre vergiden muaf tutulacak kurumların muafiyetten istifade edip edemiyeceklerine dair karar verme yetkisi Maliye Bakanlığına bırakılmıştır. 12 numaralı bendde tadileden önceki 17 numaralı bend muafiyetin hudutlarını ve şumulünü genişletici hükümler vazolunmuştur. Şöyleki, köylere, köy birliklerine ve köy belediyelerine ait değirmenlerle bu amme teşekküllerine bağlı ve il sınırı içindeki yolcu taşıma işletmeleri muafiyete alınmış ve bu bendde zikredilen ve ötedenberi vergiden muaf bulunan tarım işletmeleriyle hamam ve çamaşırhane gibi işletmelerin köy belediyelerine ait olması halinde de muafiyetten faydalanmaları temin edilmiştir. 14 numaralı bende tadilden önceki 19. bend münhasıran kanser, cüzzam ve trahom tedavi eden hastaneler ilâve edilmiş olduğundan, hukuki şekli ne olursa olsun, münhasıran kanser, cüzzam ve trahom tedavi eden bir kurumun da bu faaliyetinden sağlıyacağı kazanç, kurumlar vergisinden muaf tutulacaktır. 15 numaralı bendde, derneklere ait olup münhasıran üyelerin istifadesine tahsis edilen ve alkollü içki verilmeyen lokal, gazino ve lokanta işletmeleri vergiden muaf tutulmak suretiyle yeni bir muafiyet vazolunmuştur. Bu muafiyetin tatbikinde esas alınacak önemli noktalar, dernek üyesi olmayan şahıslara da açık bulundurulan veyahut da alkollü içki verilen bu gibi yerlerin muafiyetten istifade ettirilmemesi lâzım geleceği hususlarıdır. Tadilden önceki 20 nci bende tekabül eden 16 ncı bendde yenilik olarak esas mukavelenamelerinde gerekli muafiyet şartları mevcut olan ve fakat fiiliyatta bu şartları ihlâl eden kooperatif şirketlerin muafiyetten faydalanamıyacağı sarahatle hükme bağlanmaktadır. Madde 8 _ Bu maddenin 14 numaralı bendlerinde esasta bir değişiklik olmayıp, bir kısım kelime ve ifadelerde hükümleri vazıh hale getirmeğe matuf düzeltmeler yapılmıştır. 5 inci bendde yer alan Devlet Denizyolları ve Limanları Idaresiyle ilgili istisna hükmüne gelince, mezkûr idarenin 5842 sayılı Kanunla bir anonim ortaklık haline getirilmiş olması ve mevcut tekel işlerinin de bu ortaklığa devredilmiş bulunması sebebiyle sözü geçen hüküm hali hazır fiili durumu ifade edecek hale konulmuştur. Denizcilik Bankası Türk Anonim Ortaklığının yürütmeğe devam ettiği mezkûr tekel faaliyetleri 5842 sayılı Kanunun 610 uncu maddelerinde gösterilmiş olup, bunlardan sağlanacak kazancın vergiden müstesna tutulması iktiza eder. Diğer taraftan maddenin sonuna eklenen bir fıkra ile, Gelir Vergisi Kanununun yatırım indirimi istisnasına taallûk eden hükümlerinin sermaye şirketleri ile kooperatif şirketler hakkında da uygulanacağı esası kabul edilmiştir. Gelir Vergisi Kanununun yatırım indirimine ait hükümleri aynı şekil, kayıt ve şartlarla kurumlar vergisi mükellefi olan sermaye şirketleri ile kooperatif şirketler hakkında da tatbik olunacaktır. Keza, indirim nispeti bakımından da gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri arasında bir tefrik yapılmamıştır. Ancak gelir vergisi mükellefleri için yatırım indiriminden istifade edebilecek yatırımlar öz sermayeden yapılan yatırımlarla tahdit edildiği halde, kurumlar bakımından tahvilât ihracı suretiyle sağlanan kaynaklar ile yapılan yatırımlarda yatırım indiriminden istifade ettirilmiştir. Madde 11 _ Bu madde hükmünün, maksadına aykırı surette anlaşılmasını önlemek amaciyle kelime ve ifadelerde düzeltmeler yapılmış bulunmaktadır. Şöyleki değişiklikten önceki (kanunî veya iş merkezleri) ibaresinden, kanunî merkez veya iş merkezinden her hangi birinin Türkiye içinde bulunmaması halinde dar mükellefiyetin bahis konusu olabileceği manası çıkmakta idi. Böyle bir anlayışa mahal kalmamak ve dar mükellefiyetin uygulanabilmesi için ilgili kurumun kanunî ve iş merkezlerinden her ikisinin Türkiye dışında bulunması icabettiğini ifade etmek üzere, bahis konusu hükme gereken şekil verilmiştir. Madde 12 _ 192 sayılı Kanunla daha önce bir kere tadil görmüş olan bu maddede bu kerre yapılan değişiklikler 1 ve 4 numaralı bentlere taallük etmektedir. 1 Numaralı bendde parantez içinde bulunan kısımdan (Merkezleri hesabına) kaydı çıkarılmıştır. Bu itibarla, yeni şekli ile işbu ihracaat istisnasının uygulanmasında, Türkiye'de satın alınan veya imâl edilen malın Türkiye'de satılmaksızın yabancı memleketlere gönderilmesi keyfiyeti esas olarak alınacak, ayrıca söz konusu ihracatın merkez hesabına yapılmış olması şartı aranmıyacaktır. Türkiye'de bulunan izarî işletmeden elde edilen kazançlara ait 4 numaralı bendde yapılan tadilât vuzuh temini gayesine müstenittir. Madde 13 _ Bu madde de 192 sayılı Kanunla tadil görmüş olup, bu kerre ikinci fıkraya, ziraî faaliyetle iştigal eden kurumların bu faaliyetlerinden doğan kazançlarının tespitinde Gelir Vergisi Kanununun 59 uncu maddesinin son fıkrasının da nazara alınacağı hükmü ilâve edilmiştir. Bilindiği üzere, Gelir Vergisi Kanununun muaddel 59 uncu maddesinin son fıkrasında, ziraî kazancın bilânço esasına göre tespitinde 56, 57 ve 58 inci maddeler hükümleri de göz önünde tutularak tiarî kazancın bu husustaki hükümlerinin uygulanacağı belirtilmektedir. Bu hükme göre ziraî faaliyetler ile iştigal eden kurumlar, kurum kazancının tespitinde esas alınacak hasılât ve masraflar bakımından aynen ziraî faaliyetlerle iştigal eden gelir vergisi müktellefleri gibi hareket edeceklerdir. Maddede yapılmış bulunan diğer değiştirmeler hükmesarahat vermeğe matuf olup, esasta bir değişikliği tazammun etmemektedir. Madde 14 _ Kurum kazancının tespitinde indirilebilecek giderlere müteallik olan bu maddenin 6 ve 7 numaralı bendleri değiştirilmiştir. Matrahtan tenzili caiz olan bağış ve yardımlarla ilgili 6 ncı bend hükmü, hem bağışın yapılabileceği teşekküller ve hem de bağış miktarı yönünden genişletilmiş bulunmaktadır. Yeni hükümlere göre kamu menfaatlerine yararlı dernekler yanında, genel bütçeye dahil dairelere, katma bütçeli idarelere, il özel idareleriyle belediyelere ve köylere makbuz karşılığından yapılan bağış ve yardımların bir takvim yılı içindeki toplamı o yıla ait kurum kazancının yüzde ikisini ve her halde yirmi bin lirayı geçmemek şartiyle, matrahtan tenziline cevaz verilecektir. Bu ölçüyü aşan bağış kısmı ile miktarı ne olursa olsun yukarıda tadat edilen müessese ve teşekküller dışında kalanlara yapılacak yardımların hasılâttan indirilmesine cevaz bulunmamaktadır. Bağış veya yardımın konusunu nakit para dışında bir mal veya hak veyahut da sair bir iktisadî değer teşkil ediyorsa, evvelemirde ve mevcut ise muhasebe kayıtlarındaki mukayyet değerinin bu değer mevcut değilse, Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre takdir komsiyonlarınca tespit edilecek değerinin fıkra hükmünün tatbikinde nazara alınması gerekmektedir. Zararın nakline taallûk eden 7 nci bendde yapılan değişiklikle nakil müddeti 5 yıla çıkarılmıştır. Her yılın zararının bilânçolarda ayrı ayrı gösterilmesi şartı muhafaza edilmiştir. Madde 15 _ Kabul edilmeyen indirimlere müteallik olan bu maddenin 6 numaralı bendine ilâve olunan bir hüküm mucibince, Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun hükümlerine göre ödenen cezaların gecikme zamlarının ve faizlerinin de vergi matrahından indirilmemesi gerekmektedir. Bu maddeye 7 numaralı bir bend eklenmiş bulunmaktadır. Bilindiği veçhile, kurumlar vergisi kanununun 8/3 üncü maddesiyle ihraç kanunlarına veya devletle akdolunan mukavelenamelere göre mevcut ve çıkacak vergilerden muaflığı kabul edilmiş olan menkul kıymetlerin temettü, faiz ve ikramiyeleri kurumlar vergisinden istisna edilmiş bulunmaktadır. Bahis mevzuu bend, hükümlerine göre, mezkûr temettü, faiz ve ikramiyelere isabet eden giderler kurum kazancının tespitinde indirim olarak kabul edilmiyecektir. Bu giderlerin gerçek miktarının kat'i olarak tespit edilememesi halinde, bunlar kurumlar vergisinden muaf menkul kıymetler protföyünün itibarî değer toplamına, hükümde söz konusu edilen ortalama gider emsalinin uygulanması suretiyle hesaplanacaktır. Banka Kredilerini Tanzim Komitesince tayinini müteakip işbu ortalama emsal nispeti ayrıca bildirilecektir. Madde 18 _ Yabancı Ulaştırma kurumlarında kurum kazancının tespitine taallûk eden bu maddedeki en önemli değişiklik, bahis mevzuu kurumların hasılatına uygulanmakta ve evvelce üç yıl için tayin edilmekte olan ve bu müddet geçmeden değiştirilmesine imkân bulunmayan ortalama emsal nispetlerinin, en az bir yıl uygulanmış olması şartiyle, Bakanlıkça lüzum görüldüğü takdirde değiştirilebileceği hususudur. Yeni hükme göre, Maliye Bakanlığınca tespit olunan bu ortalama emsal nispetleri değiştirilmediği müddetçe bunların uygulanmasına devam edilecektir. Bunun dışında kalan değişiklikler maddeye sarahat vermeye matuf bulunmaktadır. Madde 19 _ 12 nci maddenin 1 ve 7 numaralı fıkraları hükümlerine göre Türkiye'den ticarî ve arızî ticarî kazançlar sağlayan yabancı ulaştırma kurumlarının hasılâtına giren unsurları gösteren bu maddenin ilk fıkrasına bu ciheti belirten sarih bir ifade verilmiş, keza vuzuhu temin yönünden diğer fıkralarda da bir kısım değişiklikler yapılmıştır. Madde 20 _ Kanunun 27 nci maddesinin 3 numaralı fıkrasında evvelce yapılmış olan tadille, dar mükellefiyete tabi yabancı kurumların vergisinin, bu kurumların Türkiye'de müdür ve temsilcilerinin bulunmaması hallerinde, kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlıyanlar adına tarholunacağı hükme bağlanmıştır. Buna uygun olarak 20 nci maddede bu kerre yapılan değişiklikle, vergi sorumlusunun da vergi mükellefi gibi beyanname verebilmesine imkân verilmiştir. Bu itibarla, vergi sorumlusu sıfatiyle, dar mükellefiyete tabi kurumlar için beyanname veren gerçek veya tüzel kişilerden başkaca bir sevika Vekâletname v.s.aranılmaksızın beyannamelerinin yürürlükteki hükümler dahilinde kabulü ile mezkûr kurumların vergilerinin bunlar adına tarhedilmesi icabeder. Tadilden önceki 20 nci maddenin 2 nci fıkrasında mevcut olan (kendilerine doğrudan doğruya bağlı sair iş yerleri) ibaresi (kendilerine bağlı sair iş yerleri) şekline getirilmiş olduğundan, mükelleflerin kendine doğrudan doğruya veya dolayısiyle bağlı olan bütün sair iş yerleri için tek bir beyanname vermeleri gerekmektedir. Ancak, maddenin son fıkrasına müsteniden kamu tüzel kişileri ile dernek, tesis ve vakıfların kendilerine bağlı olan ve tüzel kişiliği haiz bulunmayan iktisadî müessese ve işletmelerin her biri için ayrı ayrı beyanname verilmesi mümkündür. Diğer taraftan, beyannamenin, ilgili bulunduğu hesap döneminin neticelerini ihtiva edeceği hakkındaki hüküm de, ilgisine binaen 21 inci maddeden 20 nci maddeye nakledilmiş bulunmaktadır. Madde 21 _ Bu maddenin değişik birinci fıkrasında, kurumlar vergisi beyannamesinin hesap döneminin kapandığı ayı takip eden dördüncü ay içinde verileceği hükme bağlanmaktadır. Yeni hüküm ile eskiden mevcut olan ve hesap döneminin kapandığı tarihten başlıyarak dört ay devam eden beyanname verme süresi değiştirilmekte ve kurumlar vergisi beyannamesinin hesap döneminin takvim yılı olduğu hallerde Nisan ayı içerisinde, özel hesap dönemi uygulanıyorsa bu dönemin kapandığı ayı takip eden dördüncü ayda verilmesi iktiza etmektedir. Maddeye yeniden ilâve edilen bir hüküm mucibince, dar mükellefiyette vergi muhatabının dar mükellef olan kurumun müdür veya temsilcisinin ve bunlar mevcut değilse kazanç ve iratları yabancı kuruma sağlıyanların Türkiye'yi terketmesi halinde kurumlar vergisi beyannamesinin memleketi terke tekaddüm eden 15 gün içinde verilmesi lâzım gelmektedir. Maddeye eklenen diğer bir hüküm de, dar mükellefiyette mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi mevzuuna taallûk etmektedir. Buna göre, dar mükellef olan kurumun Türkiye'de iş yeri veya daimi temsilcisinin bulunmaması hallerinde, kuruma kazanç sağlayanların bağlı olduğu vergi dairesi, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi addedilecektir. Madde 24 _ Bu maddede yapılan tadilat ile, dar mükellefiyete tabi kurumların bazı nev'i kazanç ve iratları üzerinden alınan kurumlar vergisinin stopaj yolu ile alınmasını sağlayan yeni hükümler sevkedilmiştir. Bu hükümlere göre, dar mükellefiyete tabi kurumlara vergi sorumlusu durumunda bulunanlar tarafından ödenen aşağıdaki kazanç ve iratlar kurumlar vergisi tevkifatına tabidir. 1.Ücretler, 2. Serbest meslek kazançları, 3. Menkul sermaye iratları, 4. Telif, imtiyaz, ihtira, işletme, ticaret unvanı, alâmeti farika ve benzeri gayrı maddî hakların satışı, devri, temliki ve kiralanması mukabilinde alınan bedeller. Dar mükellef durumunda olan kurumlara, yukarıda gösterilen kazanç ve iratları sağlayanların, kurumlar vergisi tevkifatını ödedikleri meblâğların gayrisafi miktarları üzerinden yapmaları gerekmektedir. Ancak, bu kazanç ve iratlardan ayrıca bu kazancı elde eden kurumlar tarafından gelir vergisi tevkifatı yapılması bahis mevzuu değildir. "Kazanç ve iratları sağlayanlar" yukarıda zikredilen kazanç ve iratları dar mükellef durumunda olan kurumlara nakden veya hesaben ödeyen veya tahakkuk ettiren gerçek veya tüzel kişilerdir. Bunlar, bir ay zarfında bu suretle ödedikleri veya tahakkuk ettirdikleri kazanç ve iratları ile bunlardan % 20 nispetinde kestikleri kurumlar vergisini müteakip ayın 20 nci günü akşamına kadar, bağlı oldukları vergi dairesine muhtasar beyanname ile bildirmekle ödevlidirler. Kazanç ve iratlardan kurumlar vergisi tevkifatı yapmağa mecbur olanların, gelir veya kurumlar vergisi mükellefi durumunda olup olmadıklarına bakılmıyacaktır. Mezkûr gerçek veya tüzelkişilerden Vergi ve Usul Kanunları hükümleri mucibince defter tutmak mecburiyetinde olanlar yaptıkları vergi tevkifatını ayrıca kendi kayıt ve hesaplarında göstermekle mükelleftirler. Bu konuda zikre değer önemli bir husus da, kurumlar vergisi tevkif suretiyle alınan kazanç ve iratlar için kanunun 20 ve 22 nci maddelerine göre beyanname verilmesinin veya tevkifatın şumulüne girmeyen kazanç ve iratlar için verilecek beyannamelere yukarda tadat edilen kazanç ve iratların ithalinin ihtiyari olduğudur. Kurumlar vergisi tevkifatına tabi tutulmuş kazanc ve iratları elde eden dar mükellefiyete tabi bir kurum, istediği takdirde, bu kazanç ve iratları için ve bunların mahiyetine göre 20 ve 22 nci maddelerin hükümleri dahilinde yıllık veya özel beyanname verebilir veya tevkifatın şumulüne girmeyen kazanç ve iratlar için bilfarz Türkiye'de elde ettiği ticarî kazanç için vereceği beyannameye mezkûr kazanç ve iratlarını da ithal edebilir. Bu takdirde, kanunun 44 üncü maddesi hükmü uyarınca, beyanname üzerinden hesaplanan ve bu kazanç ve iratlara taallûk eden kurumlar vergisinden, bunlardan evvelce tevkif edilmiş olan kurumlar vergisi mahsup edilir. Mahsubu gereken miktar beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden fazla olduğu takdirde, anılan 44 üncü madde hükümleri dahilinde işlem yapılır. Madde 28 _ Bu maddenin sonuna eklenen bir fıkra ile, kanunun 24 üncü maddesinde yapılan tadilât ile ihdas olunan hükümlere mütenazır olarak, tevkif yolu ile ödenen vergiler için, yıllık ve özel beyanname verilmemesi hallerinde, tevkifatın ilgili bulunduğu dönemlerin vergilendirme dönemi sayılacağı açıklanmıştır. Tevkifat bir ay zarfında ödenen veya tahakkuk ettirilen kazanç ve iratlar hakkında bahis konusu olduğuna göre, tevkifatın ilgili bulunduğu dönem ibaresinden, tevkifatın taallük ettiği ay kasdedilmektedir. Madde 41 _ Bu maddeye yapılan ilâve ile, Kurumlar Vergisinin tevkif yoluyla alınması hallerinde, bu verginin ödenme zamanı tayin edilmiştir. Buna göre, 24 üncü maddeye göre tevkif yoliyle alınan kurumlar vergisinin tevkifatla ilgili muhtasar beyannamenin verilme süresi içinde ödenmesi gerekmektedir. Yani, bir ay içinde kesilmiş bulunan vergilerin müteakip ayın 20 inci günü akşamına kadar hem beyan edilmesi ve hem de ödenmiş olması lâzımdır. Madde 44 _ Kesilen vergilerin mahsubu hakkındaki hükümleri ihtiva eden bu maddede muaddel 24 üncü maddeye paralel olarak gerekli değişiklik yapılmıştır. Böylece kurumlar vergisi beyannamesinde gösterilen kazançlardan Gelir Vergisi Kanununa tevfikan kesilmiş olan vergilerin de, beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden mahsubuna imkân verilmiştir. Diğer taraftan, mahsubu gereken miktar beyanname üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinden fazla olduğu takdirde, keyfiyetin vergi dairesi tarafından mükellefe yazı ile bildirilmesi ve aradaki farkın mükellefin işbu yazıyı tebellüğü tarihinden itibaren bir yıl içinde müracaatı halinde kendisine iade olunması esası kabul olunmuştur. Bir yıl içinde müracaat etmeyen mükelleflerin bu farktan doğan alacakları düşecektir. Yukarıda temas olunan değişiklikler ve ilâvelerin bir kısmı ile ilgili olarak 199 sayılı Kanunda geçici beş madde yer almaktadır. Geçici Madde 1 _ 1963 takvim yılından evvelki zamanlar da vuku bulan faaliyetlere ait vergilerin eski hükümlere göre alınacağını derpiş etmektedir. Bu itibarla, kurumların 31/12/1962 (dahil) tarihine kadar olan faaliyetleri hakkında 5422 sayılı kanun ile bundan değişiklikler yapmış olan 192 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması iktiza etmektedir. Geçici Madde 2 _ Kurumlar Vergisi kesilmesine ait hükümlerin uygulama zamanının başlangıcının tayini ile ilgili olup münhasıran 1/1/1964 tarihinden itibaren nakden veya hesaben ödenen veya tahakkuk ettirilen kazanç ve iratların tevkifata mevzu teşkil edeceğini hükme bağlamaktadır. Maddede sarahatle belirtildiği veçhile, 1/1/1964 tarihinden evvel tahakkuk etmiş olan kazanç ve iratların, bu tarihten sonra ödenmesi halinde tevkifata tabi tutulmaması gerekmektedir. Geçici Madde 3 _ 5422 sayılı Kanunun 18 nci maddesine tevfikan tespit edilmiş olan ortalama emsal nispetlerinin, Maliye Bakanlığınca yeni ortalama emsal nispetleri tespit ve ilân olununcaya kadar tatbikine devam olunacağını amir bulunmaktadır. Bilindiği üzere, yabancı ulaştırma kurumlarının hasılatına uygulanacak ortalama emsal nispetleri en son olarak 1962, 1963 ve 1964 yılları için muteber olmak üzere 11 seri numaralı Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile 1961 yılı içerisinde tespit ve ilân olunmuştur. Böylece, yeni ortalama emsal nispetleri tespit ve ilân olunmadığı müddetçe bunların uygulanmasına devam edilmesi gerekmektedir. Geçici Madde 4 _ Yukarıda belirtildiği üzere 8 inci maddenin sonuna, "Gelir Vergisi Kanununun yatırım indirimi istisnasına taallûk eden hükümleri kurumlar hakkında da uygulanır" fıkrası eklenmiş bulunduğundan, mezkûr kanunda yatırım indirimi ile ilgili olarak yer alan hükümlerden, ayni şartlar ve nispetler dahilinde kurumlar vergisi mükelleflerinin de faydalanması mümkün bulunmaktadır. Ancak, geçici 4 üncü madde ile bu konuda geçici olarak vaz edilen takyide göre kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yani 1/1/1963 tarihinden itibaren beşinci yılın sonuna kadar olan devrede yapılacak yatırım indirimleri, bu indirimlerin uygulanacağı kurum kazançlarının her yıl için % 20 sini geçemiyecektir. Daha açık bir ifade ile, bahis mevzuu yıllardan her hangi birinde yapılacak yatırım indirimi o yılın kurum kazancının azamî % 20 si kadar olabilecektir. Geçici Madde 5 _ Yukarıda açıklandığı veçhile, Kurumlar Vergisi Kanununun 14 üncü maddesinin 7 nci fıkrasında yapılan değişiklikle kurumların zararlarını beş yıl müddetle nakletmelerine imkân verilmiştir. Geçici madde hükmüne göre, zarar nakline dair yeni hükmün tatbiki 1960 (dahil) yılından itibaren mümkündür. Bu suretle 1960 yılında tekevvün eden zararın en son 1965 yılı, 1961 yılı zararının ise en nihayet 1966 senesi kârları ile kapatılmasına cevaz verilmiş olmaktadır. 1959 yılı ile ondan önceki senelerde doğmuş bulunan zararlar ise, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten zamanında mer'i hüküm muvacehesindeki nakil imkânlarını esasen kaybetmiş olduklarından, bu yıllar zararlarının nakli için beş senelik bir imkân tanımak bahis konusu değlidir. 18/2/1963 tarih ve 199 sayılı Kanunun 22 inci maddesi hükmüne göre geçici maddeler hükümleri saklı kalmak üzere kanun 1 Ocak 1963 tarihinden itibaren yürürlüğe girmektedir. Bu duruma göre, 199 sayılı Kanunun hükümlerinin 1/1/1963 ten itibaren elde olunan kazanç ve iratların tespitinde nazara alınması ve muafiyete alınan kurumların da 1/1/1963 tarihinden itibaren muteber olmak üzere mükellefiyetlerinin kaldırılması gerekir. Gereğinin bu esaslar dahilinde yapılması rica olunur.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.