8 SERİ NO'LU VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU GENEL TEBLİĞİ
Yayım tarihi kaynakta belirtilmemiş
Tebliğ metni
8.6.1959 tarihli ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun verginin matrahına ait 10 uncu maddesinin değiştirilmesine, muvakkat 1 inci maddesinin kaldırılmasına ve bu kanuna muvakkat bir madde eklenmesine dair 15.2.1963 tarih ve 188 sayılı kanun ile 4.1.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun servetleri değerleme bölümünün, bina ve arazinin vergi değeri değerleneceğine mütedair 297 nci maddesinin tadili hakkında 15.2.1963 tarih ve 189 sayılı kanun, Resmi Gazete'nin 20.3.1963 tarih ve 11339 sayılı nüshasında yayınlanmış ve yayınlandıkları tarihte yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Aynen yukarıya alınan sözkonusu kanunların ne suretle uygulanacakları aşağıda ayrı ayrı izah olunmuştur.A _ 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununda yapılan değişiklik: 1. Kanunun 1 inci maddesi: 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun tadilden önceki 10 uncu maddesinde (veraset ve intikal vergisinin matrahı, menkul mallarda Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerler ve gayrimenkul mallarda Vergi Usul Kanununa göre bulunacak vergi değerleridir...) denilmektedir. Mezkur maddede yeni kanunla yapılan tadilat, menkul ve gayri menkul tabirleri kaldırılmış yerlerine (mal) tabiri ikame edilerek bunların Vergi Usul Kanununa göre bulunacak değerlerinin veraset ve intikal vergisine matrah alınacağının tayininden ibaret bulunmuş ve maddenin diğer hükümleri aynen muhafaza edilmiştir. Tesis olunan bu hükümle kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren veraset tarikiyle veya herhangi bir tarzda ivazsız olarak intikal edecek mallar Vergi Usul Kanunu ile vaz olunan hükümlere göre değerlenecektir. 7338 sayılı Kanunun verginin mevzuunu tayin eden 1 inci maddesinde yalnız (mal) tabiri kullanılmış ve 2 nci maddesinin "b" fıkrasında mal tabirinin delalet ettiği mana açıklanmıştır. Bu açıklamaya göre mal; mülkiyete mevzu olabilen menkul ve gayrimenkul şeylerle mameleke girebilen sair bütün hakları ve ve alacakları içine almakta olduğundan bundan böyle gayrimenkuller vergi değerleri ile değil, rayiç değerleri ile, menkul mallar ise öteden beri devam edegelen ve Usul Kanununda tespit olunan usuller dariesinde değerlendirilecektir. Medeni Kanunumuzun 612 nci maddesi hükümlerine göre madenler gayrimenkul sayılmaktadır. Ancak, 6309 sayılı Maden Kanununda madenlerin devletin hüküm ve tasarrufunda olup içinde bulundukları arazinin mülkiyetine tabi olmadıkları belirtilmiştir. Bu itibarla maden ve taş ocaklarının ve maden sularının intikalinde, bunların bulunduğu sahadaki binalarla tesisler gayrimenkul, çıkarılmış neden cevherleri, makine ve alet ve edevat menkul mal hükmünde sayılır. İntikal tarihinde henüz müddeti dolmamış imtiyaz ve işletme ruhsatnamelerinden doğan haklar da diğer gayri maddi haklardan ad'edilir. Bu sebeplerle gayrimenkul malların değerlenmesinde bu esasların ve hakları değerlenmesinde de Vergi Usul Kanununun 296 ncı maddesi hükmünün tatbiki gerekir. 2. Kanunun 2 nci maddesi: Bu madde ile 7338 sayılı kanunun muvakkat 1 inci maddesi tatbik mevkiinden kaldırılmaktadır. Bilindiği üzere mezkur muvakkat madde ile 10 uncu madde mucibince gayrimenkullerin vergiye esas tutulan değerlerine yeniden yapılacak genel tahrirlerin yürürlüğe gireceği tarihe kadar misiller tatbiki derpiş edilmekte idi. Getirilen yeni hükümle gayrimenkullerde vergi değeri terk edilmiş ve rayiç değer esas alınmış olduğundan kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren vukubulan ölüm ve intikal hadiseleri dolayısıyle yapılacak tarhlarda 1 inci muvakkat madde hükmünün tatbikine ve binnetice misil uygulanmasına lüzum kalmamıştır. 3. Kanununun geçici maddesi: Bu maddenin ihtiva ettiği hüküm, yeni kanun yürürlüğe girdiği tarihten önceki tarihlerde vukubulmuş olan ve fakat muhtelif sebep ve amiller dolayısıyla vergilendirme işlemleri tamamlanmamış bulunan ölüm ve intikal hadiselerinde gayrimenkullerin (bina ve arazinin) evvelden olduğu gibi vergi değerleri ile değerlendirilmelerine, kıymetlerin ve gayrisafi iratların takdir edilmiş oldukları tarihlere göre ölümün ve intikalin vukubulduğu tarihler nazarı dikkate alınarak kaldırılan muvakkat 1 inci maddede tespit edilmiş olan misillerin uygulanmasına devam edilecek ve bu gayrimenkullerin rayiç değerleri ile değerlendirilmeleri cihetine gidilmeyecektir. Bilhassa bu hususun dikkatle ve önemli gözönünde bulundurulması, mükelleflerin sızlanmalarına, şikayetlere ve fazla vergi tarhı suretiyle lüzumsuz red ve iadelere ve vaktin hedef olmasına meydana verilmemesi icap eder. B _ 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 297 nci maddesinde yapılan tadilat: 1. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 297 nci maddesinde; "ticari sermayeye dahil olsun veya olmasın bilumum binalarla arazi, vergi değeri ile değerlenir." denilmekte ve 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun kaldırılan muvakkat 1 inci maddesinin son fıkrasında da, bu kanunun tatbikatında Vergi Usul Kanununun 1 Mart 1957 tarihli ve 6935 sayılı kanunla tadil olunan 279 uncu maddesi hükmünün tatbik olunmayacağına işaret edilmektedir. Bilindiği gibi, 1.3.1957 tarihinde yürürlüğe giren 28.2.1957 tarih ve 6935 sayılı kanunla mülga 5432 sayılı Vergi Usul Kanununun 279 uncu maddesi değiştirilmiş olup Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun tatbikatında şehir ve kasabalardaki bilumum binalarla arazinin vergi alacağının doğduğu tarihteki durumlarına nazaran emsal bedelleri ile, köylerdeki bilumum binalarla arazinin de, vergi değeri ile değerleneceği kabul edilmişti. Ancak, yukarıda da işaret olunduğu veçhile 7338 sayılı kanunun muvakkat 1 inci maddesinin son fıkrası ile bahis konusu edilen hükmün veraset ve intikal vergisinin tatbikatında uygulanmayacagı yani vergi değerinin tatbik edileceği kesin olarak hükme bağlanmış olduğuna ve ikinci muvakkat madde ile de 7338 sayılı kanunun bütün hükümlerinin 6935 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 1.3.1957 tarihine kadar teşmil edilmiş bulunduğuna göre, binalarla arazide veraset ve intikal vergisi matrahının tayininde 6935 sayılı kanun hiç tatbik edilmemiş bir durum arzetmiştir. 5432 sayılı Kanun ilga edilerek yerine kaim olan 213 sayılı Kanunun, 279 uncu maddeye tekabül eden, 297 nci maddesinde ticari sermayeye dahil olsun veya olmasın bilumum binalarla arazi vergi değeri ile değerlenir hükmü terkin tesis olunmuş ve buna müsteniden tatbikat bu yolda devam edegelmiştir. Bu kerre 15.2.1968 tarih ve 189 sayılı Kanunla eski hüküm bir kelime değişikliğiyle aynen alınmış ve ayrıca vesaset ve intikal vergisi tatbikatına münhasır olmak üzere gayrimenkullerde rayiç bedelin uygulanacağına mütedair yeni hüküm sevk olunmuştur. Yeni madde ile tedvin olunan bu hükümlere göre diğer bir takım vergi ve resimlerde vesair bilinmesi lüzum görülen hallerde bina ve arazi maddenin ilk bendine müsteniden vergi değeri ile değerlendirilecek, veraset ve intikal vergisinin hesabında ise maddenin diğer bentlerindeki hükümler tatbik edilecektir. Buna göre, gayrimenkullerin (bilumum binalarla arazinin) rayiç değerleri ile değerlenmesi, bu değerin mükellefler tarafından tayin ve beyan olunması; beyan edilecek değerin, bu malların fiilen getirmekte bulundukları veya kiraya verildikleri takdirde getirebilecekleri yıllık kiranın 10 katından aşağı olmaması gerekmektedir. Beyan olunan değerin bu miktardan az olması halinde, rayiç değerin takdir komisyonlarınca tespiti lazım gelmektedir. Diğer taraftan; mükelleflerin beyannamelerini zamanında vermek şartıyla, değerin doğrudan doğruya takdir komisyonu tarafından tayinini isteyebilecekleri hükme bağlanmıştır. Beyannamenin kanunda tayin olunan müddetler içinde verilmemesi hali hariç olmak üzere gesek mükellef tarafından beyan olunan rayiç değerin noksan bulunması, gerek mükellefin rayiç değerin doğrudan doğruya Komisyonca takdirini istemesi hallerinde, mükelleflere herhangi bir ceza uygulanmayacagı kanunda tasrih olunmuştur. Ancak mükellefler kanunda tayin edilmiş olan müddetler içinde beyanname vermedikleri takdirde cari usul dairesinde Vergi Usul Kanununun 394, 354 ve 344 üncü maddeleri mucibince gereken cezalar kesilecektir. 2. Tesis olunan yeni hükme göre gayrimenkuller rayiç değerleri ile değerlendirilecektir. Rayiç değer, gayrimenkullerin (bina ve arazinin) alım-satım bedelini ifade eder. Daha açık bir deyimle bina ve arazinin satılması halinde alan tarafından satıcıya ödenen bedeldir. Ancak değeri takdir olunacak veya mükellef tarafından beyan edilecek gayrimenkul yakın bir zamanda alınıp satılmamış ise yani alım-satım bedeli mevcut değilse bu takdirde rayiç değer, o gayrimenkulün bulunduğu mahalde yakın zamanda satılmış olan mümasil gayrimenkullerin alım-satım bedelleri ile yapılacak mukayesesi neticesinde tespit olunacak bedelden ibarettir. Bilindiği veçhile gayrimenkullerin satışları tapu idarelerince tescil edilmekte ve satış bedelleri, tapu kayıtlarında ferağ muamelesi yapılırken gösterilmektedir. Binaenaleyh alım-satım bedellerinin tesbitinde bu bedellere itibar edilmesi gerekir. Ancak, alım-satım bedelinin noksan gösterilmiş olduğu takdirde mülga tapu harçları hükümlerinin ve yeni Emlak Alım Vergisi Kanununun tatbikatı dolayısıyla mezkur idareler tarafından vergi dairelerine bildirilen ve vergi dairelerince tespit edilmiş olan rayiç bedellerden de istifade edilmek suretiyle hakiki satış bedelinin takdire esas tutulması lazım gelir. Alım-satım bedelinin bilinmemesi ve emsalinin alım-satım bedelinin mukayeseye esas alınmasına lüzum görülmesi halinde, mukayeseye esas tutulan gayrimenkuller arasındaki takdire müessir olabilecek bilcümle unsurların ehemmiyetle nazara alınması gerekir. Arazide, mükellef tarafından bildirilen rayiç değerin yıllık kiranın on katından düşük olup olmadığının tespiti için yukarıda işaret olunan ölçüler nazara alınmakla beraber yıllık kiranın tespit ve tayini mümkün olamayan hallerde 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 312 nci maddesi hükmünden faydalanmak suretiyle yıllık kiranın tayini ve bunun on katının bulunması ve mukayesenin buna göre yapılması lazım gelir. Bu esaslar dairesinde muamele yapılması ve vatandaşların diğer taraftan hazinenin zarara uğramamalarına azami derecede dikkat ve itina gösterilmesi icap eder. 3. Maddede rayiç değerin mükellefler tarafından beyan edilmesi esası vaz edilmiş olmakla beraber bu değerin gayrimenkulün fiilen getirmekte olduğu veya getirebileceği yıllık kiranın on katından az olmayacağı da beyan olunmuştur. Bu hükmün layikiyle uygulanabilmesi ve vergi dairelerince kontrolun yapılabilmesi için mükellefler tarafından, gayrimenkulün rayiç bedeli bildirilirken o gayrimenkulün fiilen getirmekte olduğu, eğer bina kirada değilse getirebileceği yıllık kiranın da beyannamede gösterilmesi şarttır. Bu suretle alınacak beyannameler üzerine vergi dairelerince, rayiç değerin; gayrimenkulün fiilen getirmekte olduğu veya getirebilecegi yıllık kiranın 10 katından aşağı olup olmadığı tetkik edilecektir. Bu tetkikat, kirada bulunan gayrimenkullerin, kira mukavelenamesi, mevcut ise kira mukavelenamelerinin görülmesi, kira mukavelenamesi mevcut değilse veya ibrazından imtina edilmiş ise veyahut gayrimenkul kirada değilse veya kirasız ikamete, sanat ve ticarete tahsis edilmiş ise, bu takdirde bu kabil gayrimenkullerin bulunduğu mahalde kirada bulunan benzerlerinin kiraları ile mukayese edilmek ve yukarıda da işaret olunduğu üzere mukayeseye esas tutulan gayrimenkul arasındaki fariğ vasıflar nazara alınmak suretiyle içi kılınacak ve durum tarafların da imzalarını taşıyacak ihticaca salih tutanaklarla tespit olunacaktır. Bu suretle yapılacak tetkik ve tesbitten sonra bildirilen rayiç degerin gayrimenkulün yıllık kirasının 10 katından aşağı olmadığı anlaşılırsa, tarhiyat yapılacaktır. Şayet bildirilen rayiç değer gayrimenkulün fiilen getirmekte olduğu veya getirebilecegi yıllık kiranın 10 katından az olduğu anlaşıldığı takdirde bu hususta tanzim olunacak tetkikatı mübeyyin evrak bir yazı ile takdir komisyonuna intikal ettirilerek rayiç değerin takdiri istenilecektir. Mükellefler tarafından rayiç değerin bildirilmemesi veya doğrudan doğruya takdir komisyonunca belli edilmesinin istenilmiş olması halinde, vergi dairelerince, bu husustaki beyannameler bir yazı ile takdir komisyonuna tevdi olunacak ve değer takdiri yaptırılacaktır. 4. Yukarıda temas olunduğu veçhile, her ne şekilde olursa olsun takdir komisyonlarınca takdir olunan rayiç değerlere, vergi dairelerince 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 377 nci maddesi ile 379 uncu maddesinin "B" bendi gereğince itiraz edilebileceğinden, komisyon tarafından kararın vergi dairesine tevdiini müteakip itiraz müddeti içinde lüzumlu tetkikat yapılarak takdir olunan değerin gayrimenkulün yıllık kirasının 10 katından az olduğu veya takdirin kanun hükümlerine uygun bulunmadığı, tespit edilmiş olursa itiraz ve lüzumu halinde, temyiz komisyonlarına ve nihayet Danıştay'a başvurulacaktır. Bu genel yazının alınmasını müteakip, kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar vergilendirme işlemleri tamamlanmamış olan ölüm ve intikal hadiseleri dolayısıyla tarhı gereken vergiler eski hükümlere, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren vukubulan ölüm ve intikal hadiseleri ise yeni hükümlere tabi olacağından bunların yekdiğerine karıştırılmaması ve tarhiyatın, en kısa bir zamanda ifası ile her ne suretle olursa olsun gecikmelere meydan verilmemesine ve hazine hakkının uzun zaman sürüncemede bırakılmamasına ve vatandaşların işlerinin aksatılmamasına dikkat edilmesi ve bu genel yazıdan kafi miktarının mülhakata da tevdii ve gerekli murakabe ve kontrolun ihmal edilmemesi, ehemmiyetle rica olunur.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.