Tebliğ

320 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ(*)

Yayım tarihi kaynakta belirtilmemiş

Tebliğ metni

Bazı suç ve cezaların affı hakkındaki 780 sayılı Kanunun 9/8/1966 tarih ve 12370 numaralı mükerrer Resmî Gazete'de yayınlanmak suretiyle 9/8/1966 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Adı geçen kanun aynı zamanda bir kısım âmme alacaklarının da affa tabi tuttuğundan Bakanlığımız yönünden bazı hususların açıklanmasına lüzum hasıl olmuştur. Kanun hem adlî affa ve hem de malî affa taallûk eden hükümleri muhtevi bulunduğundan bunların ayrı ayrı açıklanması uygun görülmüştür. 1. Kanunun adlî affa taallûk eden hükümlerinin birisi umumî affa diğeri de hususî affa taallûk etmek üzere ikiye ayrılmaktadır. A _ Kanunun birinci maddesinin (B) fıkrası ile, 5 Haziran 1966 tarihine kadar işlenmiş olan suçlar dolayısiyle 5 sene ve daha az hürriyeti bağlayıcı bir cezaya ve bu miktarı aşmayan hürriyeti bağlayıcı ceza ile birlikte veya müstakillen hükmedilmiş para cezasına mahkûm olanlar veya mahkemelerden gayri mercilerce haklarında para cezası tayin edilenler ve ikinci maddesi ile (3116, 5653 ve 6831 sayılı Orman Kanunlarında yazılı suçlar hariç) suç tarihinde 15 yaşını doldurmamış olanlar tarafından işlenen bilümum suçlar ve 4 üncü maddesinin (c) fıkrası ile, 20-21 Mayıs olaylarından dolayı (8) sene ve daha az hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilmiş olanlar ve Beşinci maddesi ile Yüksek Adalet Divanınca mahkûm edilenler ve 15 inci maddesi ile de, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununun geçici 84 üncü maddesi hükümlerine göre müstafi sayılmış olup da bu kanunun yayımı tarihine kadar yabancı kadınla evlilik veya beraber yaşama münasebeti sona ermiş bulunanlar hakkında bu madde ile evvelce uygulanmış hükümler, bütün hukukî neticeleri ile birlikte affedilmiştir. Bu af umumî bir af mahiyetinde olduğundan bahis konusu aftan istifâde eden şahıslar adına adlî ve askerî mahkemelerle, mahkemelerden gayrı merciler tarafından verilmiş bulunan para cezaları affedilmiş bulunduğundan affa mevzu para cezalarından bu kanunun mer'iyete girdiği 9/8/1966 tarihine kadar tahsil edilmemiş olanlar artık tahsil edilmiyerek kayıtlardan çıkarılacaktır. Yalnız kanunun 9 uncu maddesinin son fıkrası ile, kaçakçılığın men ve takibine dair 1918 sayılı Kanun ve Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkındaki 1567 sayılı Kanun ile bunların ek ve tadilleri hükümlerini ihlâl eyleyenler haklarındaki fiiller affın şumulü haricinde bırakılmış olduğundan bu hükümlere göre verilen para cezalarının takip ve tahsiline devam edilecektir. B _ Bilindiği üzere Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesi gereğince affın şahsî haklara bir tesiri olamıyacağından umumî ve askerî mahkemelerle askerî adlî âmirliklerce mutazarrır taraf sıfatiyle hazine lehine olarak karar altına alınan ve bu suretle hazinenin bir zararı karşılığı bulunan bilcümle şahsî haklar affın şumulü haricinde kalacağından bunların kendi usul ve esasları dairesinde takip ve tahsili sağlanacaktır. Bu sebeple, halen kayıtlarda mevcut tazminat ve âmme para cezaları hakkında yapılacak muamelenin kati şekilde tesbiti için alacağın dayandığı ilâm tetkik edilecek; bunlar yukarıda açıklandığı şekilde hazinenin şahsî haklarına taallûk ediyorsa affın şumulü haricinde bırakılacaktır. C _ Ayrıca Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesi gereğince umumî aftan neşet eden sukut, hazinenin masarifi muhakemenin mütalebe hakkını dahi ıskat eder. Bu sebeple mezkûr umumî af hükmünden istifade eden suçluların mahkeme harç ve masrafından olan borçları da tamamen affedilmiştir. (Yalnız yukarıda işaret edildiği gibi bu affın şahsî haklara tesiri olmadığından, bu şahsî haklara müteferri harç ve masraflar da tabiatiyle affedilmemiştir). Bu kabil şahısların kanunun neşri tarihine (9/8/1966) kadar tahsil edilmemiş olan mahkeme harç ve masraflarının da artık tahsiline imkân kalmamıştır. Bu kabil mahkeme harç ve masrafları da para cezalarında olduğu gibi keza kayıtlardan çıkarılacaktır. D _ Kanunun birinci maddesinin (C) fıkrası ile müstakillen 5 seneden fazla hürriyeti bağlayıcı bir cezaya veya bununla birlikte para cezasına mahkûm edilenlerin, hürriyeti bağlayıcı cezalarının 5 senesi ile para cezalarının tamamı, affedilmiş ve aynı maddenin (D) fıkrası ile de, ölüm veya müebbed ağır hapse mahkûm edilmiş ve edilecek olanların ölüm cezası müebbed ağır hapse ve müebbed ağır hapis cezaları da 30 sene ağır hapse çevrilmiştir. Ayrıca kanunun 3 ncü maddesi ile 218 sayılı Af Kanunu hükümlerinden istifade edemiyenlerin cezaları bu kanunla bir nisbet dahilinde indirime tabi tutulmuş ve dördüncü maddenin (a) ve (b) fıkraları ile de 20-21 Mayıs olaylarından mahkûm edilmiş bulunanların cezalarında bazı değişiklik ve indirmeler yapılmış ve 9 uncu maddenin 4 üncü fıkrası ile irtikap ve rüşvet suçları ile T. C. Kanunun 339, 340, 341, 503 ve 508 maddelerinde yazılı suçlardan dolayı hükmedilmiş ve edilecek cezalar muayyen bir nisbet dairesinde indirilmiş ve para cezaları affedilmiştir. Kanunun bu hükümleri hususî bir af mahiyetindedir. Türk Ceza Kanununun 98 inci maddesi gereğince hususî af mütemmim ve fer'i cezalara tesir etmeyeceği gibi masarifi muhakemenin mutalebe hakkını da iskat etmeyeceğinden bu hükümlerden istifade edenlerin mahkeme harç ve masrafından olan borçlarının takip ve tahsiline devam edilecektir. Yalnız kanunun birinci maddesinin (C) fıkrası hükmünden istifade edenlerin para cezasından olan borçlarının tamamı terkine tabi tutulacak ve 3 üncü madde hükmünden istifade edenlerin de para cezaları hakkında tahsilât 303 seri numaralı genel yazıda açıklanan esaslar dairesinde muamele yapılacaktır. 2. Bilindiği üzere, Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesinin ikinci fıkrası ile sadece ceza mahkûmiyeti zımmında mahkemelerce hükmedilen mahkeme harç ve masraflarının af ile düşeceğine işaret edilmiş olduğundan, hukuk mahkemelerince hükmedilen mahkeme harç ve masraflarının af kanunu ile bir alâkası yoktur. Binaenaleyh hukuk mahkemelerince hükmedilen mahkeme harç ve masrafları ile hazinenin şahsî hakkına taallûk eden davalarda ceza mahkemeleri tarafından hükmedilen mahkeme harç ve masraflarının eskiden olduğu gibi takip ve tahsiline devam edilecektir. 3. 780 sayılı Kanunun malî affa taallûk eden hükümlerine gelince; kanunun 8 inci maddesinde "Mükellefler veya sorumlular adına 31 Aralık 1965 tarihine kadarki dönemlere ait olarak kesilmiş olup, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar tahsil edilmemiş bulunan vergi cezaları (Mülga vergi kanunlarına göre kesilmiş olanlar dahil) ile uygulanan gecikme zamları; taallûk ettikleri vergi asılları kanunun mer'iyetinden itibaren altı ay içerisinde ödendiği takdirde (Kanunun mer'iyetinde vergi asılları ödenmiş olanlar dahil) affedilmiştir. İhtilâflı vergilerde tarafların malî veya idarî kaza mercilerine müracaatları veya ihtilâfı devam ettirmeleri, mükelleflerin veya sorumluların ihtilâfın sonunda vergi aslının süresinde ödenmesi kaydiyle aftan istifadelerine engel olmaz. Ancak ihtilâfın hallinde tamamen veya kısmen haksız çıkan mükelleften veya sorumludan haksız çıkılan vergi aslı % 10 zamla tahsil olunur. Bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra 31 Aralık 1965 tarihine kadar ki devrelere ait olarak kesilecek vergi cezaları hakkında da vergi aslının süresinde ödenmesi kaydiyle yukarıki hükümler uygulanır" denilmektedir. Mezkûr madde vergi cezası ve gecikme zamlarının affını daima bunların taallûk ettikleri âmme alacağının aslının ödenmesine bağlamak suretiyle şartlı olarak affa tabi tutmuştur. Madde metninde ayrıca affa tabi tutulan cezaların isimleri tadat edilmemiş, gayet geniş olarak vergi cezası terimi kullanılmıştır. Binaenaleyh normal hükümlerin ihlâli dolayısiyle uygulanan misil ve kat zamları da vergi cezası mahiyetinde olduğundan bunlarda affa tabi tutulacaktır. Bahis konusu madde hükümlerine göre, mükellefler veya sorumlular adına 31/12/1965 tarihine kadarki dönemlere ait olarak kesilmiş olup da bu kanunun yürürlüğe girdiği 9/8/1966 tarihine kadar tahsil edilmemiş bulunan (Kaldırılmış vergi kanunlarına göre kesilmiş olanlar dahil) vergi cezaları ile ödeme süreleri daha evvel geçmiş olması itibariyle 31/12/1965 tarihine kadar tatbik edilmiş bulunan gecikme zamlarından asılları daha evvel ödenmiş bulunanlar ile müstakilen kesilen usulsüzlük cezaları affedilmiş olduğundan bunlar takip edilmiyerek derhal kayıtlardan çıkarılacaktır. Asılları ödenmemiş olanlar da 9/8/1966 tarihinden itibaren altı ay içerisinde (9/2/1967) tarihine kadar ödendiği takdirde keza bunlara ait vergi cezaları ile gecikme zamlarının da takibine devam edilmiyerek kayıtlardan çıkarılacaktır. İhtilâflı vergilerde tarafların malî ve idarî kaza mercilerine müracaatları veya ihtilâfı devam ettirmeleri bunların bahis konusu madde hükmünden istifadelerine mâni değildir. Ancak bu şahısların aftan istifade edebilmeleri için ihtilâf konusu olan alacağın aslının altı aylık bir süre içerisinde değilde, normal olarak ihtilâfın sonunda ve kanunî ödeme süresinde ödenmesi şarttır. Kanunun tatbikatında bilhassa bu hususa azamî dikkat edilerek herhangi bir yanlışlığa meydan verilmiyecektir. Mezkûr madde ile ihtilâfın hallinde tamamen haksız çıkan mükellef veya sorumludan haksız çıkılan vergi aslının % 10 zamla tahsil olunması esası kabul edilmiştir. Bu devreye ait olup da ihtilâflı bulunan âmme alacaklarından ihtilâf nihaî olarak mükellef aleyhine neticelenen hadiselerde, alacağın aslı süresinde tahsil edilmekle beraber uygulanacak % 10 zam ihtilâfın nihaî olarak hallini müteakip alâkalıya şahsen tebliğ edilecek ve bu tebliğ 6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesi gereğince bir aylık ödeme müddetine esas olacaktır. Tebliğ tarihinden itibaren bir ay içerisinde ödenmeyen % 10 zamlar borçlulardan cebren takip ve tahsil edilecektir. Bu zam münhasıran alâkalıların haksız olarak ihtilâf yaratarak verginin tahsilini geciktirmelerine mani olmak maksadı ile konulmuş bulunduğundan bunun gecikme zammı ile ve ödeme emrine yapılan itiraz dolayısiyle 6183 sayılı Kanunun 58 inci maddesi gereğince yapılan % 10 zamla bir alâkası yoktur. Bahis konusu edilen maddenin son fıkrası ile 31/12/1965 tarihinden evvelki devrelere ait olarak kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra kesilecek olan vergi cezalarının bunların taallûk ettikleri vergi asılları süresinde ödendikleri takdirde aftan istifade ettirileceğine işaret edilmiş olduğundan, 9/8/1966 tarihinden sonra 31/12/1965 tarihinden evvelki devrelere ait olarak kesilen vergi cezaları asılları muayyen ödeme süresi içerisinde ödendikleri takdirde takip edilmiyerek terkin edilecektir. 4. 3257 sayılı Kanuna göre malî durumları müsait olan mahkûmlardan tahsili icap eden yiyecek bedelleri hazinenin şahsi hakkına ve hazine tarafından evvelce sarfolunan bir paraya taallûk etmekte olması itibariyle, ceza mahkûmiyetinin neticelerinden addedilerek Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesine istinaden mahkûmiyetle birlikte affa tabi tutulması mevzuubahis olmıyacağından bunların takip ve tahsiline devam edilecektir. 5. Af Kanununun 16 ncı maddesinde; "Bu kanun hükümlerinin (Taksirli suçlar hariç) Hâkimler ve Memurin Kanunları ile bunlara ek kanunlara ve sair hususî kanunlara tevfikan verilmiş ve verilecek idarî ve inzibatî karar veya yapılmış ve yapılacak işlemlere ve subay, askerî memur ve astsubayların cezalarının hukukî neticelerinden olan rütbenin kaybedilmesi ve orduya subay, askerî memur, astsubay olarak kabul olunmamak ve askerî nisbetin kesilmesi işlemlerine şumulü yoktur. Ancak birinci maddenin (B) bendinden faydalanan askerî ve sivil şahısların emeklilik hakları geri verilir." denilmek suretiyle idarî ve inzibatî karar ve muameleler affın şumulü haricinde bırakılmıştır. Bu sebeple adlî, askerî ve idarî merciler tarafından verilen ve terhibi mahiyette olmayan doğrudan doğruya inzibatî bir mahiyet ve karakter taşıyan para cezaları affın şumulü haricinde kaldığından bunların takip ve tahsiline devam edilecektir. 6. Yukarıdaki maddelerde açıklandığı şekilde affa tabi olduğu işaret edilen para cezaları ile mahkeme harç ve masraflarının kanun ve bu tamim numarasından bahsile müfredat kayıtları karşısına gerekli meşruhat verilmek suretiyle tahsillerinden sarfınazar edilecektir. Bu şekilde müfredat kayıtlarına meşruhat verilmek suretiyle tahsilinden sarfınazar edilen mahkeme harç ve masrafları ile para cezaları için ayrı ayrı birer cetvel tanzim edilerek affa uğrayan âmme alacaklarının miktarları tesbit edildikten sonra bunlar alâkalı tahakkuk yevmiye ve esas defterinin tahakkuk kayıtlarından tenzil edilecektir. 7. Yukarıda da etraflıca açıklandığı üzere, vergi cezaları ile gecikme zamlarının affı (asılları kanunun mer'iyetinden evvel ödenmiş olanlar hariç) asıllarının ödenmesine bağlı olduğundan ihtilâflı olmayanlar 6 ay içerisinde ve ihtilâflı olanlarla, mezkûr dönem için bilâhare kesilecek olanlar da kanunen muayyen ödeme sürelerinde ödendikleri takdirde terkin edilecektir. Bu sebeple, halen 9/8/1966 tarihine kadar asılları ödenmiş bulunanlarla bir asla tabi olmadan müstakillen kesilen vergi cezaları ile gecikme zamları yukarıda 6 ncı maddede açıklandığı şekilde derhal kayıtlardan çıkarılacaktır. Asılları bu kanunda belirtilen sürelerde ödenenlere taallûk eden vergi cezaları ile gecikme zamları da asıllarının ödenmesini müteakip keza yukarıki maddede açıklandığı üzere hemen müfredat kayıtlardan düşülecek, fakat bunlar aylık cetveller halinde tesbit edilerek tahakkuk yevmiye ve esas defterinin tahakkuk kayıtlarından ay nihayetlerinde bir kalemde tenzil edilecektir. Bilgi edinilmesi ve gereğince muamele yapılmakla beraber ayrıca kazalara da gönderilmiş bulunan bu genel yazının sür'atle alâkalılara tebliğinin temini rica olunur. (*) Güncelliği Kalmamıştır.

Kaynak: resmî yayım

Kendi olayınıza uyar mı?

Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.

Ücretsiz sor