104 SIRA NO'LU VERGİ USUL KANUNU GENEL TEBLİĞİ(*)
Resmî Gazete: · sayı
Tebliğ metni
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 18 sayılı karar ile 7.8.1970 tarihinde Türk lirası devalüe edilmiş bulunmaktadır. Bu karar muvacehesinde, müesseseler Yatırım Bankaları kanalından veya direkt şekilde almış bulundukları uzun vâdeli döviz kredileri dolayısiyle kredi anlaşmalarındaki kur garantilerine istinaden kur farklarını ödemek zorundadırlar. Yatırımcı işletmeler aldıkları döviz kredisi ile yatırım malları, başka bir deyimle amortismana tabi iktisadî kıymetler ithal etmişler ve bu malları bilânçolarının aktifine eski kur üzerinden kayıt etmişler ve mezkûr kıymetler üzerinden bir miktar amortisman ayırmış bulunmaktadırlar. İşletmeler; bilânçolarını bu şekilde düzenleyip faaliyetlerine devam ederken 7.8.1970 tarihinde Türk Parası Kıymetinin devalüe edilmesi sonucu olarak, iktisadî kıymetlerin satın alınması için kullanılan ve henüz ödenmemiş döviz borçlarının değeri, kredi mukavelesinde yer alan hüküm sebebiyle aynı oranda artmıştır. Bu konuda, mükelleflerin Bakanlığımıza vaki müracaatlarında, yapılacak işlem mahiyeti sorulmakta, ezcümle kur farkının defaten zarar yazılması veya ilgili sabit kıymetin maliyetine ilâvesi veyahut özel maliyet şeklinde aktifleştirilmesi şekillerinden hangisinin uygun bulunduğu, kur farkına ilişkin olarak aktifte bir artış vukua geldiği kabul edildiği takdirde mezkûr farkın ne şekilde itfa edileceği hususunda Bakanlığımız görüş ve mütalâasının belirtilmesi talep edilmiştir. Konu incelenerek aşağıda tesbit edilen esaslar dairesinde işlem yapılması uygun görülmüştür. 7.8.1970 tarihinde Türk Parası Kıymetinin devalüe edilmesi sonucu olarak bahse konu iktisadî kıymetlerin henüz ödenmemiş döviz borçlarının değeri aynı oranda artmıştır. 31.12.1970 tarihine kadar vâdesi gelen borç taksitleri, karşılığı Türk Parası yeni kur üzerinden yatırılmak suretiyle ödenecektir. Vâdesi bu tarihten sonra gelen borç taksitlerine gelince; Bilindiği üzere 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 280 nci maddesinde Yabancı Para ile olan senetli ve senetsiz borçların Borsa Rayici ile değerleneceği, borsa rayici yoksa değerlemeye uygulanacak kur'un Bakanlığımızca tesbit olunacağı hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, müesseseler, Yatırım Bankaları kanalından veya direkt şekilde almış bulundukları ve amortisman konusu iktisadî kıymetlerin ithalinde kullandıkları döviz kredilerinden, ödenmeyen kısmı, Bakanlığımızca tesbit ve Resmî Gazete ile ilân edilmiş bulunan kur'lar üzerinden değerleyecekler ve dolayısiyle bilânçonun pasifinde yer alan döviz borçlarının değeri Türk Parası Kıymetindeki düşüş oranında artmış olacaktır. Devalüasyon sebebiyle, gerek 31.12.1970 tarihine kadar vâdesi gelen borç taksitlerine ilişkin olmak üzere ödenen kur farkının ve gerekse mezkûr tarihten sonra vâdesi gelecek taksitlere ilişkin ve Vergi Usul Kanunu'nun 280 nci maddesi gereğince yapılan değerleme sonucu bilânço pasifinde vaki artışa tekabül eden kur farkının aşağıda belirtilen mucip sebepler muvacehesinde bahsi geçen amortisman konusu iktisadî kıymetlerin maliyet bedeline eklenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bilindiği üzere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 262 nci maddesinde, maliyet bedeli, iktisadî bir kıymetin iktisap edilmesi veya değerinin artırılması münasebetiyle yapılan ödemelerle bunlara müteferri bilumum giderlerin toplamıdır, şeklinde tarif edilmiş bulunmaktadır. Bu kanunî tarifin gereği olarak, kredi ile alınan bir iktisadî kıymetin ödenecek borç taksitlerine ilişkin ve Türk Parasının devalüe edilmesi sebebiyle işletme bilânçosu pasifinde değerleme sonucu vukua gelen artışa tekabül eden kur farkının (artan borç miktarının) da; o iktisadî kıymetin iktisabı için yapılacak ödeme olarak maliyet bedeline ithali gerekli bulunmaktadır. Sabit kıymetin edinilmesi için alınan borcun tutarında husule gelen artışın, o sabit kıymetin maliyetini arttırdığı ve dolayısiyle maliyet bedeline ilâve edilmesi gereği, işletme ekonomisi prensipleri ve amortismanın genel tanımına da uygun düşmektedir. Zira, böylece Türk parası kıymetinin devalüe edilmesi sonucu iktisadî kıymetin iktisabı için ilâveten yapılacak ödemenin ilgisiz bir yılda değil o iktisadî kıymetten faydalanılabilecek süre (Yıllar) zarfında itfa edilmesi sağlanmaktadır. Bu husus ayrıca, gerçek maliyet üzerinden sıhhatli bir amortisman ayrılması yolu ile üretim maliyetinin doğru ve kesin olarak tesbiti için de zorunlu bulunmaktadır. Bu sebeplerle, Türk parasının 7.8.1970 tarihinde devalüe edilmesinden mütevellit olarak amortismana tabi iktisadî kıymetlere ilişkin döviz borçlarının Türk lirası değerinde husule gelen artışın (Kur farkının), adı geçen iktisadî kıymetlerin maliyet bedeline eklenmesi gerekir. Devalüasyondan mütevellit kur farkının, işletmeye dahil ve amortismana tabi iktisadî kıymetlerin maliyet bedeline ilâvesi gerekli bulunduğuna göre, itfa şekli ayrı bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Bahse konu iktisadî kıymetlerin maliyet bedeline eklenen kur farklarının ne şekilde itfa edileceği hususuna gelince; a) Kur farkının iktisadî kıymetin maliyet bedeline eklenmesi suretile tesbit edilecek maliyet bedelinden evvelce ayrılan amortismanlar düşüldükten sonra kalan bedelin bakiye kanunî amortisman süresi içinde eşit yıllık tutarlar halinde amortismana tabi tutulması gerekir. Bu usulde itfa, kanunî amortisman süresinde yapılmakta ve her yılın amortismanı o yıla ait değerlemede nazarı itibare alınmış olmakta, iktisadî kıymetin eski kur üzerinden hesaplanan ve bidayette bilânço aktifinde yer alan değeri üzerinden uygulanmakta olan nisbet değişmeksizin amortisman tefrik edilmekte, sadece devalüasyon sonucu, maliyet bedeline eklenen kur farkının, amortisman süresini uzatmamak maksadile, bakiye süre zarfında itfası cihetine gidilmektedir. b) Azalan bakiyeler usulünü uygulayan işletmeler bu şeklin tatbikinde, ya normal amortisman usulüne geçeceklerdir; zira Vergi Usul Kanununun 320 nci maddesi uyarınca bu husus ihtiyarlarına bırakılmıştır. Bu takdirde bakiye bedel, kalan amortisman süresine bölünmek suretile ve eşit miktarlarda itfa edilecektir. Veya, bilânçoda eski kur üzerinden yer alan sabit kıymetin bakiye bedeli üzerinden yine azalan bakiyeler usulü ile amortismana devam edilecek, buna mukabil maliyete eklenen kur farkı kısmı içinde bakiye sureye bölmek suretiyle bulunacak eşit miktarlar keza bakiye yıllar zarfında itfa payı olarak gider kaydedilecektir. c) Bu usulün tabii bir neticesi olarak evvelce tamamen itfa edilmiş iktisadî kıymetlere ilişkin kur farkının devalüasyon'un yapıldığı yılda zarar kaydı gerekmektedir. Bilgi edinilmesi ve gereğinin buna göre ifası tamimen rica olunur. (*) 163 sıra Nolu Genel Tebliğ ile Yürürlükten Kaldırılmıştır.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.