Tebliğ

348 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ(*)

Resmî Gazete: · sayı

Tebliğ metni

Cumhuriyetimizin 50 nci Yılı Nedeniyle Bazı Suç ve Cezaların Affı Hakkındaki 1803 sayılı Kanun 18.5.1974 tarih ve 14890 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayınlanmak suretiyle aynı gün yürürlüğe girmiş bulunmaktadır. Adı geçen kanun aynı zamanda bir kısım âmme alacaklarını da affa tâbi tuttuğundan Bakanlığımız yönünden bazı konuların açıklanması yerinde görülmüştür. A _ Para cezalarının affı: 1. Kanunun 1 inci maddesinin (B), 2 nci maddesinin (A) bendinin birinci kesimi ile 4 üncü maddesinin (B) bendinin 2 nci fıkrasında sözü edilen para cezaları ceza mahkûmiyetinin bütün sonuçlarını da kapsamak üzere affedilmiştir. Bu nedenle; sözü edilen bendlerde deyinilen para cezalarından Kanunun yürürlük tarihi olan 18.5.1974 gününe kadar tahsil edilmemiş olanlar artık bundan sonra takip ve tahsil edilmiyecektir. Kanunun 3 üncü maddesi ile birkısım para cezaları affın kapsamı dışında tutulduğundan bunların takip ve tahsiline devam edilecektir. 2. Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesi gereğince affın kişisel haklara bir etkisi olmadığından mahkemelerle, Askeri Adlî Amirlikler tarafından, zarar gören taraf sıfatı ile hazine lehine verilen ve hazinenin kişisel hakkını ilgilendiren kararların uygulanmasına devam edilecektir. (Kanunun 17 nci maddesi kapsamına girenler hariç) 3. Ayrıca Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesi gereğince genel aftan doğan sukut; hazinenin yargılama giderlerini isteme olanağını'da ortadan kaldırdığından genel aftan istifade edenlerin yargılama harç ve giderlerinden olan borçları da affa tâbi tutulacaktır. (Yalnız bu affın yukarda işaret edildiği gibi kişisel haklara bir etkisi yoktur.) Bu durumdaki kişilerin 18.5.1 974 tarihine kadar tahsil edilmemiş olan hârç ve giderleri takip ve tahsil edilmiyecek, bunlar para cezalarında olduğu gibi kayıtlardan çıkarılacaktır. 4. Kanunun birinci maddesinin (C) bendinde, ikinci maddesinin (A) bendinin son fıkrasında, 4 üncü maddesinin (B) bendinin son fıkrasında gösterilen para cezaları affedilmiştir. Yalnız bu para cezaları ve ilgili olduğu suçlar tüm sonuçları ile affedilmediğinden, bu fıkralarda sözü edilen af, genel olmayıp özel niteliktedir. Türk Ceza Kanununun 100 üncü maddesi gereğince özel af, mütemmim ve fer'i cezaları etkilemiyeceği, yargılama giderlerini isteme hakkını da düşürmeyeceğinden, bu hükümden yararlanan kişilerin yargılama harç ve giderlerinden olan borçlarının takip ve tahsiline devam edilecekti; (9 uncü maddenin (A) bendi hükmü saklı). Kanunun para cezalarının affına ilişkin bu hükümlerinin uygulanmasında tereddüde düşülmesi halinde, mahallî savcılıklardan bilgi alınması ve buna göre işlem yapılması gerekir. 5. Genel Af, Türk Ceza Kanununun 120 nci maddesine göre Hukuk Mahkemelerince hükmedilen yargılama harç ve giderlerini kapsamadığından bunların (9 uncu maddenin (A) bendi ile affı öngörülen 250.liraya kadar olanlar hariç) takip ve tahsiline devam edilecektir. B _ Vergi cezaları, gecikme zammı ve faizlerin affı: 6. Kanunun Mali Afla ilgili 9 uncu maddesinin (A) bendi ile 1973 takvim yılı sonuna kadar ki dönemlere (beyana dayanan vergilendirmelerde 31.12.1973 tarihine kadar verilmesi gereken beyannamelere) ilişkin âmme alacaklarına ait vergi cezası, gecikme zammı ve faizler affedilmiştir. Bu duruma göre, beyana dayanan vergilendirmelerde 31.12.1973 tarihine kadar beyan edilmesi gereken matrahlar üzerinden tarh edilecek vergilere ait ceza, gecikme zammı ve faizler affın kapsamına girmektedir. Örneğin beyannameleri 31.12.1973 tarihine kadar (bu gün dahil) verilmesi gereken 1972 takvim yılına ait gelir, kurumlar vergileriyle beyana tâbi diğer vergilerin ceza, gecikme zammı ve faizleri affa dahildir. 1973 takvim yılına ait gelir ve kurumlar vergisi beyannameleri 1974 Mart ve Nisan ayları içinde verileceğinden, bu döneme ait cezalar affın kapsamına dahil değildir. 1973 yılına ait Emlâk Vergisi, bu vergiye ait genel beyan 31.12.1973 tarihinden önce yapılmış olduğundan, âffın şumülune girmektedir. Ancak, af 31.12.1973 tarihine kadar olan vergilendirme dönemlerini kapsadığından, bütçe yılı esasına göre tahakkuk ettirilen 1973 Motorlu Kara Taşıtları Vergisi ile götürü ücret erbabından alınan Gelir Vergisine ilişkin ceza, gecikme zammı ve faizler affın dışında kalmaktadır. Yukarıda belirtilen dönemlere ait âmme alacaklarından borçlu olup kanunun yürürlüğü tarihine kadar (18.5.1974 dahil) borçlarını ödememiş bulunanlar borç asıllarını, bu tarihten başlıyarak 8 ay içerisinde (18.1.1975 günü akşamına kadar) ödedikleri takdirde, bu alacak asıllarına ilişkin ceza, gecikme zammı ve faizler affa tâbi tutulacaktır. 7. Kanunda geçen ceza deyimi; vergi cezaları ile (kaçakcılık, kusur ve usulsüzlük) bunlar dışında kalan ve belli bir oranda veya maktu olarak kesilen cezaların tümünü kapsamaktadır. 8. Af kanunu ile getirilen esasa göre, alacak aslının, kanunda öngörülen sürede ödenen veya tahsil edilen kısmına (kanunun yürürlüğünden önce ödenen ve tahsil edilenler dahil) ilişkin ceza, gecikme zammı ve faiz affedileceğinden, borç aslının ödenen veya tahsil edilen kısmına düşen ceza, gecikme zammı ve faiz affa tâbi tutulacaktır. 9. Aftan faydalanmak bakımından, âmme alacağı aslının rızaen ödenmesi ile cebren tahsili arasında herhangi bir fark gözetilmemiş ve cebren tahsil halinde de borçluların aftan yararlanabilecekleri öngörülmüştür. Uygulamada bu noktaya dikkat edilmesi gerekir. 10. Maddede sözü edilen 8 aylık süre borçlulara tanınmış bir ödeme süresi olmayıp aftan yararlanma için kabul edilmiş bir mehil niteliğindedir. Bu nedenle anılan mehil içinde icrai takip ve tahsile başvurulmasını önleyici bir hüküm mevcut değildir. 11. 31.12.1973 tarihine kadarki dönemlere ilişkin ceza, gecikme zammı ve faizler aftedilmiş bulunduğundan, kanunda öngörülen şartlar yerine getirildiği takdirde, 31.12.1973 tarihine kadar geçen süre için uygulanması gereken gecikme zammı ve faizler affa tabi tutulacaktır. 31.12.1973 tarihinden sonraki sürelere (8 aylık süre dahil) ilişkin gecikme zammı ve faizler ise affın kapsamı dışında kaldığından, bu süreler için normal olarak gecikme zammı ve faiz uygulanacak ve tahsil olunacaktır. 12. Kanunun 9 uncu maddesinin (A) bendinde belirtilen dönemlere ilişkin olarak bir asla bağlı olmaksızın müstakilen kesilen ve kesilecek olan vergi cezaları ile para cezaları affın kapsamına dahil edildiğinden, bunlardan kesilmiş olanlar tahsil edilmiyecek ve bu tarihten, sonra kesilmesi gereken vergi cezaları salınmayacaktır. 13. Aynı bent hükmüne göre herhangi bir şart aranmaksızın gecikme zammı, vergi cezası, faiz, muhakeme harç ve giderleri ile yemeklik ve yiyecek bedelleri gibi müteferrik alacaklardan 250 liraya kadar (250 TL dahil) olanları (hukuk mahkemeleri tarafından verilenler dahil) affedilmiştir. Bu durumda, affa dahil edilecek bu gibi âmme alacaklarından 250 liraya kadar olanları (250 lira dahil) affa tabi tutulacak, 250 lirayı aşan bu gibi âmme alacaklarının tamamı usulü dairesinde takip edilerek tahsil olunacaktır. 250 liranın hesabında gecikme zammı ve faiz nazara alınmayacaktır. 14. Yine aynı bent hükmü ile 6933 sayılı kanuna göre alınan Hazine hissesi ile her türlü âşar bedelleri affa tabi tutulduğundan, halen kayıtlarda mevcut bulunan bu gibi alacaklar takip ve tahsil edilmeyecektir. 15. Aynı bent hükmü ile 31.7.1973 tarihine kadar Maliye'ye devredilmesi gereken tavizat bedellerinden doğan borçların 1000 lirası ile kadastro harçlarının tamamı affa tâbi tutulmuştur (Bu haddin hesabına faizler dahil değildir.) Bu hükme göre gerek 3242 ve 5254 sayılı kanunlara ve gerekse tabii afetlerden zarar görenlere kararnamelere dayanılarak verilmiş bulunan tavizat bedellerinden borçlu kişilerin bu borçlarının 1000 liralık kısmı affa tâbi tutulacak, kalanı takip ve tahsil olunacaktır. Kadastro harçları için herhangi bir had belirtilmemiş olduğundan 1973 takvim yılı sonuna kadar tahakkuk ettirilip de henüz tahsil edilmemiş bulunan kadastro harçlarının tamamı affın kapsamına sokulacaktır. C _ Af dönemlerine ilişkin olarak kanunun yürürlüğünden sonra kesilecek vergi cezaları: 16. Kanunun 9 uncu maddesinin (B) bendi ile af dönemlerine ilişkin olmak üzere kanunun yürürlüğü tarihinden sonra kesilecek vergi cezalarının, bu cezalara ilişkin âmme alacağı aslı ilgililerine tebliğ edildiği tarihten başlayarak 8 ay içinde itiraz edilmeyerek ödendiği takdirde affa tâbi tutulması öngörülmüştür. Bu duruma göre, sözü edilen cezalı tarhiyatlara ilişkin âmme alacağı asılları kısmen veya tamamen bu kanunda belirtilen 8 aylık süre içinde ödendiği veya tahsil edildiği takdirde, bunlara tekabül eden vergi cezaları kısmen veya tamamen affedilecektir. 17. 9 uncu maddenin (B) bendinde mevcut parantez içindeki hükme göre, af kanununun yürürlüğe girdiği tarihten sonra af dönemlerine ilişkin olarak ödeme emri tebliği ve haciz tatbiki yolu ile muttali olunan vergi cezaları ve gecikme zamları da aftan yararlandırılacaktır. Bu tür âmme alacaklarından ilân yolu ile tebliğ edilip de itirazsız kesinleşmiş olanlara ait vergi cezaları ile bu alacaklara uygulanması gereken gecikme zamları da affa dahil edilmiştir. Bu borçlarını ödeme emri tebliği veya haciz tatbiki sırasında öğrenenler; borç asıllarını ödeme emrinin tebliği veya haciz tarihinden itibaren 8 ay içinde ödedikleri (cebren tahsil edilenler dahil) takdirde aftan faydalandırılacaklardır. D _ İhtilâflı âmme alacaklarına ilişkin vergi cezaları zamlarının affı: 18. Aynı maddenin (C) bendi hükmüne göre, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihte ihtilâflı bulunan veya ihtilâflı hale getirilen âmme alacakları asıllarını ihtilâfın kesin hükme bağlandığı tarihten itibaren 8 ay içinde ödeyen mükellef ve sorumlular da (A) bendinde belirtilen esaslar dairesinde aftan yararlandırılacaklardır. Bu kanunun uygulanmasında, kesin hüküm, ihtilâfın bulunduğu merci tarafından verilen ve aleyhine üst merci'e gidilmeyen kararı ifade eder. Ancak; müteakip hükümle söz konusu alacaklara ait ihtilâfları kanunun yürürlüğe girmesinden sonra sürdüren veya ihdas eden mükellef ve sorumlulardan ihtilâfın kesin hükme bağlanmasından sonra belirecek âmme alacağı asıllarının, kâçakçılık halinde % 50, diğer hallerde % 20 fazlasiyle tahsil edilmesi öngörülmüştür. Bu hükümde yer alan "ihtilâfı sürdürme" deyimi; bir üst malî veya idarî yargı merciine başvurmayı ifade eder. Örneğin, itiraz komisyonu kararına karşı Temyiz Komisyonuna, Temyiz Komisyonunun kararına karşı Danıştay'a gitme ihtilâfı sürdürmektedir. "İhtilâfın ihdası" tâbiri ise; bu kanunun yürürlüğü tarihinden önce veya sonra yapılmış olan cezalı tarhiyat için kanunun yürürlüğe girdiği tarihten sonra itiraz komisyonlarına başvurmayı ifade eder. Örneğin; kanunun yürürlüğünden önce tebliğ edilmiş ve fakat itiraz süresi geçmemiş bulunan bir cezalı tarhiyat için itiraz komisyonuna gidilmesi ihtilâfın ihdası anlamını taşır. Kanunun yürürlük tarihinden sonra af dönemleri için yapılan bir tarhiyata karşı itiraz komisyonuna başvurma da ihtilâfın ihdasıdır. Aynı şekilde, kanun yürürlüğünden önce uzlaşma komisyonlarına başvurulmuş cezalı tarhiyatlar için, uzlaşmaya varılmaması nedeni ile, kanunun yürürlüğünden sonra itiraz komisyonuna müracaat edilmesi de ihtilâfın ihdası anlamına gelir. Keza, kanunun yürürlüğünden önce itiraz süresi içinde verilmiş ve vergi dairelerince reddedilmiş düzeltme taleplerinin kanunun yürürlüğünden sonra itiraza dönüştürülmesi ihdas sayılır. Bu durumda, kanunun yürürlük tarihi olan 18.5.1974 tarihinde ihtilâflı bulunan veya en geç bu tarihte ihtilâflı hale getirilmiş olan âmme alacakları için ihtilâfın bulunduğu kaza mercü tarafından verilecek karar dairesinde yapılacak tebliğden itibaren 8 ay içinde, alacak aslının ödenmesi veya tahsil edilmesi halinde her hangi bir zam söz konusu olmaksızın aftan faydalanmak mümkündür. İhtilâfı sürdüren veya ihdas eden mükellefler ise, kaza mercilerince verilecek kesin hükümle beliren vergi aslını, bunun tebliğinden itibaren 8 ay içinde ödedikleri takdirde aftan faydalanmakla beraber, kendilerinden alacak aslı kaçakcılık halinde % 50 ve diğer hallerde % 20 fazlasiyle tahsil olunacaktır. Mükellefler veya sorumlular, kaza mercilerinde bulunan ihtilâflardan vazgeçmek kaydiyle bu mercilerin kararını beklemeksizin (A) bendindeki süre içinde alacak asıllarını ödemek suretiyle aftan yararlanabilirler. Ancak, vergi dairesi ihtilâfa devam ettiği veya merci kararını beklemeyi tercih ettiği takdirde ilgili kaza mercilerince verilecek kesin karara göre belirecek âmme alacağı aslı için herhangi bir zam uygulanmadan, aftan yararlanılır. 19. İhtilâfı sürdüren veya ihtilâf ihdas eden mükellef veya sorumluların borçlarına uygulanacak % 20 veya % 50 oranındaki zamların ne kadar süre içerisinde ödeneceğine ait kanunda bir hüküm yoktur. Bu sebeple, sözü edilen zamların ihtilâfın kesinleşmesini müteakip vergi dairesince borçluya V.U.Kanunu hükümleri dairesinde tebliği ve 6183 sayılı Kanunun 37 nci maddesi uyarınca bir aylık ödeme müddetine bu tebliğ tarihinin başlangıç olarak alınması uygun görülmüştür. Sözü edilen zamların ödeme süreleri bu şekilde tespit edilecektir. E _ Af kanununun uygulanmasında "Tecil" hükümlerinden faydalanma: 20. Kanunun 9 uncu maddesinin (D) bendi borçluların "Tecil" hükümlerinden faydalanmalarının aftan yararlanmalarına engel olmayacağını hükme bağlamıştır. Bu duruma göre, Af Kanunu ile öngörülen 8 aylık sürede borçlular ve mükelleflerin af konusu borçlarının tecili mümkün bulunmaktadır. Âmme borcunun bu süreler içinde ödenmesi veya tahsili âmme borçlusunu veya mükellefi çok zor duruma düşürecekse, 6183 sayılı kanunun tecil hükümlerinden yararlandırılabilecektir. F _ Pişmanlıkta af: 21. 9 uncu maddenin (E) bendinde, affın kapsamına giren dönemlere ilişkin olarak kanunun yürürlüğü tarihinden başlayarak bir yıl içinde yapılacak pişmanlık talepleri üzerine salınan vergi, resim ve harçlar haber verme tarihinden itibaren 8 ay içinde ödendikleri takdirde bunlara vergi cezası kesilmeyeceği ve pişmanlık zammının da uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu 8 aylık süre, yukarıda belirtilen sürelerden ayrı olarak sırf pişmanlık yoluyla beyan edilecek matrahlara ilişkin vergi, resim ve harçların cezasız ve zamsız ödenebilmesi için özel mahiyette kabul edilmiş bir ödeme süresidir. Bu bakımdan anılan süre içinde pişmanlıkla beyanda bulunanlar hakkında herhangi bir icraî takibat yapılmayacaktır. Mükellefler bu süre içinde borçlarını ödedikleri takdirde kendilerinden vergi cezası ve pişmanlık zammı aranmayacaktır. Bu süre içinde borçlarını ödemedikleri ahvalde ise pişmanlık hükümlerinden istifade sözkonusu olmayacağından normal hükümler dairesinde gerekli cezalı tarhiyat yapılacaktır. Bu tür cezalı tarhiyatların (B) bendindeki esaslar uyarınca aftan faydalanacağı tâbidir. G _ Affa tâbi tutulan âmme alacaklarının kayıtlardan çıkarılması: 22. Yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde affa tâbi tutulan vergi cezası, gecikme zammı ve faiz gibi âmme alacakları için hesap, tahsilât ve muhasebe servislerince alacak çeşitleri itibariyle ayrı birer cetvel düzenlenecektir. Ayrıca; a) Deneme uygulaması yapmayan vergi dairelerinde bu cetvellere dayanarak esas ve yevmiye defterleri kayıtlarından tenzil ve mükellef hesap kartları ile hesap defterlerinde borçluların hesapları karşısına, b) Deneme tatbikatı yapan vergi dairelerinde ise bu cetvellere dayanılarak gerçekleştirilen gelirler hesabına zimmet ve gerçekleştirilen gelirlerden borçlular hesabına matlup kaydedilmekle beraber mükellef hesap kartiyle hesap defterlerinde borçluların hesapları karşısına, gerekli meşruhat verilmek suretiyle kayıtlardan çıkarılacaktır. Bilgi edinilmesi ve ayrıca ilçelere de gönderilmiş bulunan bu genel yazı hükmünün ilgililere duyurulması ve gereğince işlem yapılmasının sağlanması rica olunur. (*) Güncelliği Kalmamıştır.

Kaynak: resmî yayım

Kendi olayınıza uyar mı?

Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.

Ücretsiz sor