350 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ(*)
Resmî Gazete: · sayı
Tebliğ metni
Cumhuriyetin 50 nci yılı nedeniyle bazı suç ve cezaların affını öngören 1803 sayılı Kanun'un malî afla ilgili 9 uncu maddesinin uygulama şekli 348 seri no.lu Tahsilât Genel Tebliğinde açıklanmıştır. Ancak; Bakanlığa intikal eden olaylar ve müfettiş raporlarından; 1. Af Kanunu ile tanınan 8 aylık süre içinde, borçlular hakkında takibat yapılıp, yapılmayacağı, 2. 31 .12.1973 tarihinden sonra geçen ve borcun ödendiği veya tahsil edildiği güne kadar olan müddet için gecikme zammı uygulanıp uygulanmıyacağı, uygulanacak ise zamma hangi oranın esas alınacağı, 3. Bir asla bağlı olan usulsüzlük Cezalarının aftan yararlandırılabilmeleri için vergi aslının ödenmesinin gerekli olup olmadığı, 4. Kaçakcılığa teşvik ve yardım cezalarının affa tabi tutulabilmesi için asıl mükellef adına salınan asılların ödenmesi şartının aranıp aranmıyacağı, Konularında tereddüt edildiği anlaşıldığından durumun açıklanması uygun görülmüştür. A _ Bilindiği gibi; 1803 sayılı Kanun'un 9 uncu maddesinin (A) bendi ile 1973 yılı sonuna kadar olan dönemlere (beyana dayanan vergilendirmelerde 31.12.1973 tarihine kadar verilmesi gereken beyannamelere) ilişkin âmme alacakları ile bunlara taallûk eden gecikme zammı ve faizlerden kanunun yürürlük tarihine (18.5.1974 tarihine) kadar tahsil edilmemiş olanların asılları bu tarihten itibaren 8 ay içinde ödendiği veya cebren tahsil edildiği takdirde bu gecikme zammı ve faizlerin affı öngörülmüştür. Sözü edilen bentte cebren tahsilât yapılacağına da açık bir şekilde değinilmiş bulunduğundan, bu devre içinde icraî takibata devam edileceği tabiîdir. Bu nedenle; Tahsilât 348 seri numaralı genel yazıda da etraflıca açıklandığı gibi, kanunla kabul edilmiş olan 8 aylık süre, ilgililerin borçlarını ödemeleri için tanınmış ek bir ödeme süresi olmayıp, aftan yararlanmalarını sağlamak için kabul edilmiş bir mehildir. Borçlular 8 aylık bu süre içinde gerek borç asıllarını rızaen ödedikleri ve gerekse borçları cebren tahsil edildiği takdirde aftan yararlanacaklardır. Bu nedenledirki anılan süre içinde vergi dairelerince cebri kovuşturmaya hiç bir şekilde ara verilmeyecek, takibata normal usul ve esaslar çerçevesinde devam edilecektir. B _ 1803 sayılı Kanunla sadece 31.12.1973 tarihine kadar âmme alacaklarına uygulanmış veya uygulanacak gecikme zamları bazı şartlarla affa tabi tutulmuştur. Bu nedenle 31/12/1973 tarihinden sonraya ait bulunan gecikme zamlarının hiç bir şekilde af kanunuyla ilgisi bulunmadığından, bunların normal olarak takip ve tahsili gerekmektedir. Gecikme zammı nisbetlerinin hesabı konusuna gelince; kanunun yukarıda sözü edilen maddesinin (A) bendi ile 1973 yılı sonuna yani 31.12.1973 tarihine kadar uygulanan gecikme zamları affın kapsamına girdiğinden, âmme alacağının vadesi bu tarihten önceye rasladığı takdirde anılan tarihe kadar geçen süreler için uygulanmış bulunan ilk aya ait % 10 ve sonra gelen aylar için hesaplanan % 2'ler, alacak aslı 8 aylık süre içinde ödendiği veya tahsil edildiği takdirde af edilecek, 31.12.1973 tarihinden sonra uygulanan veya uygulanması gereken % 2 ler ise tahsil edilecektir. Âmme alacağının ödeme müddetinin 31/12/1973 tarihinden önceye rastlaması halinde geçen ilk bir aylık gecikme için esasen % 10 tatbik edilmiş olacağından, bu tarihten sonra geçen devre için artık % 10 gecikme zammı uygulanmasının söz konusu olmaması gerekir. Ancak âmme alacağının ödeme müddetinin sonu (vade tarihi) 31/12/1973 tarihinden sonraya rastlarsa, daha önce % 10 uygulanmadığından ilk ay için % 10 ve ödendiği tarihe kadar geçen öbür aylar içinde % 2 oranında gecikme zammı tatbik edilecektir. Örneğin: 20.7.1973 tarihine kadar ödenmesi gereken stopaj gelir vergisi borcu 8.10.1974 tarihinde ödense, veya tahsil edilse, bu borca 31.12.1973 tarihine kadar geçen sürenin ilk ayı için % 10, diğer aylar için % 2 gecikme zammı uygulanacak ve bu gecikme zammı, alacak 8 aylık sürede ödendiği veya tahsil edildiği için affa tabi tutulacaktır. Yalnız 31.12.1973 tarihinden sonraki aylar için % 2 şer oranında gecikme zammı uygulanarak tahsil edilecektir. Bu şekilde vadenin (ödeme müddetinin son günü) 31.12.1973 tarihinden önceye rastlaması durumunda (Aralık 1973 ayı hariç) hiç bir şekilde % 10 nispetinde gecikme zammı uygulanması söz konusu olmayacaktır. 31.12.1973 tarihine kadar uygulanan gecikme zammı % 100 ü bulmuşsa, alacak aslı muayyen sekiz aylık sürede ödendiği veya tahsil edildiği takdirde artık herhangi bir gecikme zammı tatbikinin bahis konusu olmayacağı tabiidir. C _ Tahsilât 348 seri sayılı Genel Tebliğde de etraflıca açıklandığı gibi; Kanunun kapsamına giren vergi cezalarının affedilebilmesi için bunların asıllarının ödenmesi şarttır. Usulsüzlük cezalarının affında da bu gereğe uyulması zorunludur. Ancak vergi beyannamelerinin ek süre içinde verilmiş olması, kayıt nizamına uyulmaması, beyanname verilmiyen durumlarda vergi matrahının doğmaması gibi bazı eylemler nedeniyle kesilen ve daha çok disipliner bir nitelik taşıyan usulsüzlük cezalarında asıl söz konusu olmayacağından, bunlardan 31.12.1973 tarihinden önceki dönemlere ilişkin işlemler nedeniyle kesilenler re'sen affa tabi tutulacaklardır. Bunlar dışında kalıp da bir asla bağlı bulunan usulsüzlük cezaları ise ancak asılları belli süre içinde ödendikleri takdirde affa tabi tutulacaklardır. D _ Yukarıdan beri belirtildiği gibi; vergi cezalarının affedilebilmesi için bunlara ait asılların ödenmesi kanunda öngörülmekte ise de, adına kaçakcılığâ teşvik ve yardım cezaları salınan kimselerin; âmme alacağının aslını ödeme zorunlulukları bulunmaması nedeniyle, 780 sayılı Af Kanununun dolayısiyle tekerrür etmiş bulunan Danıştay içtihadı gereğince 31/12/1973 tarihinden önceki dönemler için kesilen ve henüz tahsil edilmemiş bulunan bu çeşit cezalar da affa tabi tutulacaktır. Bilgi edinilmesi ve ayrıca ilçelere de gönderilmiş bulunan bu genel yazı hükmünün ilgililere duyurulması ve gereğince işlem yapılmasının sağlanması rica olunur. (*) Güncelliği Kalmamıştır.
Kaynak: resmî yayım
Kendi olayınıza uyar mı?
Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.