Tebliğ

351 SERİ NO'LU TAHSİLAT GENEL TEBLİĞİ

Resmî Gazete: · sayı

Tebliğ metni

Bakanlığa intikal eden hadiselere göre; 1. Âmme alacaklarının tahsili için borçluların diğer mallarına müracaat edilmeden doğrudan doğruya işyerlerindeki telefonlarının haczedilerek konuşmaya kapatıldığı, 2. Borçlu şahısların sahibi bulundukları otomobil ve kamyon gibi vasıtalar fiilen haczedilmiyerek bunların sadece trafik kayıtlarına haciz tebliği ile yetinildiği, 3. Aynı şekilde borçlu şahısların gayrimenkullerinin haczinde, bunların sadece tapu kayıtlarına haciz tebliğ edilerek, bu gayrimenkullerin idare ve işletmesi ile hiç ilgilenilmediği, 4. Haczedilen menkûl ve gayrimenkûllerin kanunen muayyen olan sürelerde satışı cihetine gidilmediği, anlaşıldığından, bu kabil malların haciz ve satışından uygulanacak işlem aşağıda açıklanmıştır. Bilindiği üzere; 6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesi uyarınca tahsil daireleri, âmme alacağını zamanında ödemeyen kişilerin gerek kendilerinin mal beyannamelerinde bildirdikleri, gerekse bizzat tesbit ettikleri menkûl ve gayrimenkûl malları ile alacak ve haklarını haczederek, aynı kanunun 73 üncü maddesi gereğince lâzım gelen koruma tedbirlerini almakla zorunludurlar. Kanunun 88 inci maddesine göre gayrimenkûl hacizleri bunların hasılat ve menfaatlerini de kapsar. Bu nedenle tahsil dairelerinin bunların hasılat ve menfaatlerinin toplanması, idare ve işletilmeleri için gerekli tedbirleri alması icap etmektedir. Ayrıca 62 nci maddenin son fıkrası hükmüne göre de bütün bu işleri yaparken borçlu ile alacaklı kamu idaresinin menfaatlerini mümkün olduğu kadar gözetmek durumunda olduklarından bu malların haczinde aşağıdaki şekilde hareket edilecektir. A _ Telefon Haczi: İcraî takibatta amaç mükellefi cezalandırmak değil kamu alacağını tahsil etmektir. Uygulamada; borçlunun varlığından rahatlıkla tahsili mümkün olan bir borç için daha ziyade ticari faaliyetini güçleştirecek ve haklı sayılabilecek şikâyetlerine sebep olacak bazı varlıkları (Telefon haczi ve bankalara gelişi güzel haciz tebliği gibi) haczedilmemelidir. Zira günümüzde telefon borçluların ticarî, sinai ve meslekî faaliyetlerinin devamı bakımından vazgeçilmesi mümkün olmayan ve bir işletme için son derece ehemmiyeti haiz olan bir araçtır. Telefonun haczi ve bankalara gelişi güzel haciz tebliği borçlunun ticari faaliyetini aksatmakta, böylece bir anlamda borçlunun ödeme gücü azalmakta ve haciz sadece baskı aracı olarak kalmaktadır. Bu durumun kamu idaresinin amaçları ile bağdaşması zordur. Bu sebeple bundan böyle özellikle telefon hacizleri borçluların işyeri ve ikametgâhlarından uygulanan hacizler sonunda âmme alacağının tahsilinin mümkün olmaması ve başkaca da malının bulunmaması ve âmme alacağının zamanaşımına uğramak üzere olması gibi çok zorunlu hallerde yapılacaktır.(*(*) 410 Seri No.lu Tebliğ ile y³r³rl³kten kaldırılmıştır.) B _ Motorlu Taşıtların Haczi: Uygulamada; âmme alacağının tahsili için sadece borçluların sahip oldukları vasıtaların trafik kayıtlarına haciz konulmakla yetinilmemelidir. Aracın trafik kaydına konulan haciz, çalınmasına, çarpışmak suretiyle yok olmasına ve sahibi tarafından adi senetle başkasına satılarak elden çıkarılmasına mani olmamaktadır. Esasen son Yargıtay kararlarına göre; trafik kaydı mülkiyetin tutanağı değil, belirtisi sayılmaktadır. Vasıtanın Trafik Kanunu hükmü uyarınca trafik kaydına tescili, yalnız aracın trafiğe çıkması bakımından zorunlu olduğundan, yapılan satışların mahkemece bozdurulması genellikle mümkün olamamaktadır. Bilindiği gibi borçluya ait malın haczinden maksat âmme alacağını tahsil etmek olduğuna göre taşıtların haczinde sadece bunların trafik kaydına haciz tebliği ile yetinilmiyerek taşıtın kendisi haczedilecektir. Bu şekilde haczedilen araç hakkında da 6183 sayılı Kanunun 82 nci maddesi uyarınca gerekli muhafaza tedbirleri alınacaktır. Bu şekilde uygulanmıyan hacizle vasıtayı hacizli saymaya ve bundan bir sonuç almaya imkân olmadığından bundan sonra taşıtın trafik kaydına haciz tebliği ile yetinilmiyerek, yukarıda açıklandığı şekilde işlem yapılacaktır. Ancak, işi sadece taşımacılık olan (eşya ve insan nakli gibi) şahıslar tarafından istendiği takdirde, araç kanunun 82 nci maddesi hükmü gereğince güvenilir bir şahsın kefaleti ile kısa bir sürede âmme alacağının ödenmesi amacıyle borçluya bırakılabilecektir. C _ Gayrimenkûl Haczi: Yukarıda da belirtildiği gibi; 6183 sayılı Kanunun 88 inci maddesi hükmü gereğince gayrimenkulün haczi onun hasılat ve menfaatlerini de kapsar. Bu nedenle tahsil dairesinin, haczettiği gayrimenkulün hasılat ve menfaatlerini toplaması idare ve işletilmesi için lâzım gelen tedbirleri bizzat alması gerekir. Halbuki uygulamada tahsit daireleri araç haczinde olduğu gibi gayrimenkul hacizlerinde de, sadece bunların kayıtlı olduğu tapu idarelerine haciz tebliği ile yetinmektedir. İdare ve işletilmesi, hasılat ve menfaatlerinin toplanması ile hiç bir şekilde ilgilenmemektedir. Bu durumda konulan hacizden bir fayda sağlanmadığı gibi, âmme alacağı da tahsil edilmemektedir. Ayrıca borca, hacizden sonra geçen süre için gecikme zammı uygulanması olanağı da kalmamaktadır. Bu çeşit işlem sonucunda hem âmme alacağının zamanında tahsili ve hemde gecikme zammı uygulanması ilgililerce engellenmiş olmaktadır. Bu nedenle bundan sonra haczedilecek olan gayrimenkûllerin haczinden sonra tahsil dairelerince işletme ve idaresi ile hasılat ve menfaatlerinin toplanması için hemen gerekli tedbirler alınacaktır. D _ Hacizli Malların Satışı: 1. Uygulamada haczedilen menkul ve gayrimenkul mallar haczedildikleri tarihten itibaren üzerlerinden uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen paraya çevrilmemektedir. Halbuki 6183 sayılı Kanunun 84 üncü maddesi uyarınca menkûl malların haczedildikleri tarihin üçüncü gününden itibaren üç ay içerisinde (Bozulacaklar derhal) satılarak paraya çevrilmesi gerekmektedir. Bundan sonra mahcuz menkul mallar haciz tarihinden itibaren (Bozulacak olanlar derhal) bu süre geçmeden mutlaka satılarak paraya çevrilecektir. 2. Gayrimenkûllerin haciz tarihinden itibaren ne kadar süre içerisinde paraya çevrileceği hakkında 6183 sayılı Kanunda bir hüküm yoktur. Bu sebeple gayrimenkûllerin 5 yıllık tahsil zaman aşımı süresi içerisinde satılması mümkündür. Ancak gayrimenküllerin satışının geciktirilmesi 6183 sayılı Kanunun, âmme alacaklarının cebren takip ve tahsili hakkındaki 54 ve müteakip maddeleri hükümlerine aykırı olur. Zira, haczedilen bir malın satılarak bedelinin o yılki bütçe gelirlerine gelir kayıtlanması lâzımdır. Bu sebeple haczedilen bir gayrimenkülün hasılat ve menfaatlerinin toplanması yoluyla, âmme alacağının kısa bir süre içerisinde tahsili mümkün değilse, gayrimenkülün aynı yıl içinde mutlâka satılması lâzımdır. 3. Gayrimenkûl Satışları; menkûl mal satışlarından daha fazla işlemi gerektirmektedir. Vergi daireleri bu işlemleri (gayrimenküle kıymet takdiri, satış şartnamesinin tanzimi, gayrimenkülün satışının ilânı ve artırmanın ilân edilen saatten evvel yapılmaması gibi) kanunda öngörüldüğü şekilde yürütmemektedirler. Bu yüzden de ekseriyetle satışlar kaza mercilerince bozulmaktadır. Böyle bir duruma meydan vermemek için bütün bu işlemler vergi dairesince son derece titizlikle yerine getirilerek bir noksanlık yapılmayacaktır. 4. Ayrıca bundan sonra yapılacak gayrimenkül satışlarında satış komisyonu başkanı sıfatiyle en büyük mal memuru satış gününden önce satış dosyasını tetkik edecek, işlem noksanı olan gayrimenkülleri satışa çıkarmıyacaktır. Ancak bu kabil gayrimenküllerin kanuni işlemleri tamamlandıktan sonra satışı yapılacaktır. Bilgi edinilmesi ve ayrıca ilçelere de gönderilmiş bulunan işbu genel tebliğ hükümlerinin sür'atle ilgililere duyurulması rica olunur. (*) 410 Seri No.lu Tebliğ ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Kaynak: resmî yayım

Kendi olayınıza uyar mı?

Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.

Ücretsiz sor