Tebliğ

44 SERİ NO'LU KURUMLAR VERGİSİ GENEL TEBLİĞİ

Resmî Gazete: · sayı 21748

Tebliğ metni

Bakanlığımıza intikal eden olaylardan, menkul kıymet alım satımından doğan kazançlar ile "Menkul Kıymet Yatırım Fonları"nın ve aynı nitelikteki "Yatırım Ortaklıkları"nın portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarının vergilendirilmesi konusunda uygulamadan kaynaklanan tereddütlerin olduğu anlaşılmış ve bu konularda aşağıdaki açıklamaların yapılması gerekli görülmüştür. I _ MENKUL KIYMET ALIM SATIM KAZANÇLARININ VERGİLENDİRİLMESİ 1) Tam Mükellef Gerçek Kişilerde Vergileme Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendinde, borsada kayıtlı olanlar ve ivazsız olarak iktisap edilenler hariç, menkul kıymetlerin iktisap tarihinden başlayarak bu yıl içinde veya iktisaptan evvel elden çıkarılmasından sağlanan kazançların bir takvim yılındaki tutarının 200.000 lirayı aşmayan kısmı, gelir vergisinden müstesna tutulmuştur. Ayrıca, 92/3892 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 200.000 liralık istisna tutarı, 1993 ve müteakip yıl gelirlerine uygulanmak üzere 500.000 liraya yükseltilmiştir. Diğer taraftan, Gelir Vergisi Kanununun geçici 27 nci maddesi hükmü ile menkul kıymet sahiplerinin, 31.12.1999 tarihine kadar menkul kıymet alım satımına yetkili olan bankalar, aracı kurumlar ve borsa komisyoncuları vasıtasıyla menkul kıymetlerini elden çıkarmak suretiyle sağladıkları kazançlar, gelir vergisinden müstesna tutulmuştur. Aynı maddede ayrıca, kendi nam ve hesabına menkul kıymet alım satımıyla devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ile Türkiye'de ve yabancı memlekette kurulmuş bir ticari işletmeye dahil menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların istisna kapsamında olmadığı belirtilmiştir. Bu hükümlere göre, menkul kıymet alım satım gelirlerinin vergilendirilmesi aşağıdaki gibi olacaktır. a) Gerçek kişilerin menkul kıymetlerini, 31.12.1999 tarihine kadar menkul kıymet alımsatımına yetkili bankalar, aracı kurumlar veya borsa komisyoncuları aracılığıyla elden çıkarmaları halinde, sağladıkları bu kazançlar, gelir vergisinden müstesna tutulacaktır. Buna göre gerçek kişiler, menkul kıymetlerini iktisap tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde veya iktisaptan önce elden çıkarmış olsalar dahi, elden çıkarma işlemi adı geçen kuruluşlar aracılığı ile yapılmakta ise, elden çıkarmadan doğan kazançlar, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesi kapsamında değerlendirilmeyecek ve vergilendirilmeyecektir. Buna göre, gerçek kişilerin birikimlerini değerlendirmek amacıyla ticari organizasyon dışında, menkul kıymet alımsatımına yetkili olan bankalar, aracı kurumlar veya borsa komisyoncuları vasıtasıyla menkul kıymet alıp satmaları halinde, bu kazançlar vergilendirilmeyecektir. Öte yandan, gerçek kişilerin, menkul kıymetlerini menkul kıymet alımsatımına yetkili bankalar, aracı kurumlar veya borsa komisyoncularının aracılığı olmaksızın elden çıkarmaları halinde, bu menkul kıymet satışından elde ettikleri kazançların, sözkonusu geçici 27 nci madde hükmüne göre gelir vergisinden istisna edilmesi mümkün değildir. Bu durumda, menkul kıymetlerin iktisap tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde elden çıkarılmasından doğan kazançların 500.000 lirayı aşan kısmı Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 nci maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bendi kapsamında değer artışı kazancı olarak vergiye tabi olacaktır. Ancak, borsada kayıtlı olan veya ivazsız olarak iktisap edilen menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazançları yukarıda yer alan sınırlamalara bağlı olmaksızın vergilendirilmeyeceklerdir. b) Ticari bir organizasyon çerçevesinde kendi nam ve hesaplarına menkul kıymet alımsatımı ile devamlı olarak uğraşanların bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlar ticari kazanç olarak vergilendirileceğinden, bu kazançlara istisna uygulaması söz konusu değildir. Bu kişiler, borsaya kote edilmiş olanlar da dahil olmak üzere, sahip oldukları menkul kıymetlerini menkul kıymet alımsatımına yetkili olan bankalar, aracı kurumlar veya borsa komisyoncuları vasıtasıyla satmış olsalar dahi, bu satıştan elde etmiş oldukları kazançlar, ticari kazanç hükümlerine göre vergilendirilecektir. c) Türkiye'de veya yabancı memlekette kurulmuş ticari işletmelere dahil olan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından elde edilen gelirler, istisna kapsamına girmemektedir. 2) Dar Mükellef Gerçek Kişilerde Vergilenıe Tam mükellef gerçek kişiler hakkında yukarıda yapılan açıklamalar, dar mükellef gerçek kişiler hakkında da geçerli bulunmaktadır. Buna göre, dar mükellef gerçek kişilerin menkul kıymetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlarının, bu Tebliğin yukarıda (1) numaralı bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde istisna kapsamına girmemesi halinde, bu kazançlar duruma göre değer artışı kazancı veya ticari kazanç olarak vergilendirilecektir. Öte yandan, 3418 sayılı Kanunla Gelir Vergisi kanununun mükerrer 81 inci maddesine eklenen hükümde dar mükelleflerin (kurumlar dahil), yabancı sermae mevzuatına göre ilgili mercilerden izin almak suretiyle, Türkiye'ye getirdikleri nakdi veya ayni sermaye karşılığında iktisap ettikleri menkul kıymetler ile iştirak hisselerini elden çıkarmalarından doğan değer artışı kazançlarının hesabında, kur farkından doğan değer artışının dikkate alınmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, dar mükellef gerçek kişilerin yabancı sermaye mevzuatına göre ilgili mercilerden izin almak suretiyle Türkiye'ye getirdikleri nakdi veya ayni sermaye karşılığında iktisap ettikleri menkul kıymetlerini veya iştirak hisselerini elden çıkarmaları halinde, kur farkından doğan değer artışı kazançları vergilendirilmeyecektir. Dolayısıyla değer artışı kazancı kur farkı dışındaki kazançtan oluşacaktır. Kur farkından doğan kazancın hesabında, Türkiye'ye bizzat getirilen ve menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisabına tahsis edilen nakdi ve ayni sermayenin, bu menkul kıymet veya iştirak hisselerinin iktisap tarihindeki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuruna göre hesaplanan Türk lirası karşılığı ile bu kıymet veya hisselerin elden çıkarılması tarihindeki aynı miktar yabancı sermayenin T.C. Merkez Bankası döviz alış kuruma göre hesaplanan Türk lirası karşılığı arasındaki fark esas alınacaktır. Kur farklarının değer artışı kazancı olarak vergilendirilmemesi için, bu mükelleflerin Türkiye'de elde ettikleri gelirin, sadece sahip oldukları menkul kıymet veya iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazancından ibaret olması gerekmektedir. Dar mükellef gerçek kişilerin Türkiye'de elde ettiği gelirler arasında maddede belirtilen değer artışı kazancı ve menkul sermaye iradının yanı sıra Türkiye'de ticari, zirai veya serbest meslek kazancı gibi başka gelir unsurlarının da bulunması halinde, bu kazançlar ile yurt dışından getirdikleri nakdi veya ayni sermaye karşılığında iktisap ettikleri menkul kıymetlerin veya iştirak hisselerinin elden çıkarmasından doğan değer artışı kazancının hesabında, kur farklarının kazançtan düşülmeyeceği tabiidir. Öte yandan, Türkiye'de devamlı olarak menkul kıymet alımsatımında bulunan dar mükellef gerçek kişilerin bu faaliyetlerinden doğan ticari kazancının tespitinde kur farkından doğan kazanç tutarının matrahtan indirilmeyeceği hususu gözönünde tutulmalıdır. 3) Tam Mükellef Kurumlarda Vergileme Kurumlar Vergisi Kanununun 13 üncü maddesine göre, kurum kazancının tespitinde, ticari kazanç hakkındaki hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Buna göre, tam mükellef kurumların iktisap ettikleri menkul kıymetlerin ve iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançların, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 inci maddesinin birinci fıkrasının 2 numaralı bent hükmü ile ilgilendirilmeksizin ticari kazanç olarak vergilendirilmesi gerekmektedir. Ancak bu vergilemede Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin 17 ve 18 numaralı bentlerinde yer alan istisna hükümlerinin dikkate alınacağı tabiidir. 4) Dar Mükellef Kurumlarda Vergileme Kurumlar Vergisi Kanununun 11 ve 12/7. maddelerinde, kanuni veya iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye'de bulunmayan kurumların, Türkiye'de elde ettikleri sair kazanç ve iratların, dar mükellefiyet esasına göre vergilendirileceği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanunun 13. maddesinin son fıkrasında, dar mükellefiyete tabi kurumların kurum kazançlarının, ticari kazanç gibi tespit edilmesi gereken kazanç ve iratlardan ibaret bulunması halinde, Gelir Vergisi Kanununun bu gibi kazanç ve iratların tespiti hakkındaki hükümlerinin kurumlar vergisi matrahının tespitinde de uygulanacağı açıklanmıştır. Kurumlar Vergisi Kanununun 45 inci maddesinde de "kazanç ve iradın ve gelir unsurlarının Türkiye'de elde edilmesi" ve "Türkiye'de daimi temsilci bulundurulması" hususlarında, Gelir Vergisi Kanununun 7 nci ve 8 inci maddeleri hükümlerinin cari olacağı; gayrimenkullerin ve hakların satışından, iştirak hisselerinin devir ve temlikinden doğan kazançlar ve arızi kazançlar tabirlerinin Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 ve 82 nci maddeleri şumulüne giren kazanç ve iratları ifade ettiği belirtilmiştir. Öte yandan, Kurumlar Vergisi Kanununun 45 inci maddesinde, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80 ve 82 nci maddelerinde yer alan vergilendirmeye ilişkin olan istisna, kayıt, şart ve sürelere ait sınırlamaların dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükümlere göre, Türkiye'de bir işyeri açmak suretiyle veya daimi temsilci vasıtasıyla devamlı olarak menkul kıymet alımsatımı ile uğraşan kurumların bu faaliyetlerinden elde edeceği kazançlar ticari kazanç olarak kurumlar vergisine tabi tutulacaktır. Türkiye'de işyeri ve daimi temsilci bulunmayan dar mükellef bir kurumun menkul kıymet alıp satması halinde ise elde edilen kazanç, değer artışı kazancı olarak vergilendirilecektir. Bu vergilendirme sırasında, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 80/2 nci ve geçici 27 nci maddelerinde yer alan istisnalar uygulanmayacaktır. Ancak, dar mükellef kurumların iktisap ettikleri menkul kıymetlerin ve iştirak hisselerinin elden çıkarılmasından doğan değer artışı kazancının hesabında, kur farkından doğan değer artışı, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 81 inci maddesi çerçevesinde vergilendirilmeyecektir. Dar mükellef kurumların menkul kıymet alım satımından doğan ve değer artışı kazancı kapsamına giren kazançlarının, bu kurum veya Türkiye'de namına hareket eden kimseler tarafından, iktisap tarihinden itibaren 15 gün içinde Gelir Vergisi Kanununun 101. maddesinde belirtilen vergi dairelerine beyanname ile bildirilmesi gerekmektedir. Dar mükellef kurumun Türkiye'de işyeri veya daimi temsilcisinin bulunmaması halinde ise bu bildirim yabancı kuruma kazanç sağlayanlar tarafından yerine getirilecektir. Bu kurumların menkul kıymetlerini farklı kişiler aracılığı ile alıp satmaları halinde, menkul kıymetin satışına aracılık eden kişiler, dar mükellef kuruma kazancı sağlayan mükellefler olarak kabul edilecektir. II _ MENKUL KIYMET YATIRIM FONLARI VE MENKUL KIYMET YATIRIM ORTAKLIKLARININ PORTFÖY İŞLETMECİLİĞİNDEN DOĞAN KAZANÇLARININ VERGİLENDİRİLMESİ Kurumlar Vergisi Kanununun 2 nci maddesinde 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulan yatırım fonlarının Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanunu uygulamasında sermaye şirketi addolunacağı hükme bağlanmıştır. Diğer taraftan, aynı maddede 20.2.1930 tarihli ve 1567 sayılı Kanuna göre, ilgli mercilerden izin almak suretiyle Türkiye'de münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunan dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının, Kurumlar Vergisi Kanunu ve Gelir Vergisi Kanununun uygulamasında 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanununa göre kurulmuş yatırım fonları addolunacağı belirtilmiştir. Yatırım ortaklıkları ise anonim şirketler olarak kurulmaktadır. Bu durumda, yatırım fonları ile yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarının vergilendirilmesi aşağıdaki şekilde olacaktır. 1. Tam Mükellefiyete Tabi Kurum Bünyesinde Vergileme 5422 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 8 inci maddesinin 12 numaralı bendinde şu kazançlar kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur. a) Portföyünün en az % 25'i hisse senetlerinden oluşan menkul kıymetler yatırım fonları (döviz yatırım fonları hariç) ile aynı nitelikteki menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, b) (a) alt bendi dışında kalan menkul kıymetler fonları (döviz yatırım fonları hariç) ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları, c) Risk sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının kazançları, d) Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklarının kazançları, Diğer taraftan, 31.12.1992 tarihli ve 21452 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 92/3802 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile söz konusu kazançlar üzerinden yapılacak tevkifat nispetleri açıklanmış bulunmaktadır. Buna göre, yukarıda özellikleri belirtilen tam mükellef menkul kıymet yatırım fonu ve ortaklıklarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları ile risk sermayesi ve gayrimenkul yatırım fonları ve ortaklıklarının kazançları kurumlar vergisinden müstesna tutulacaktır. Menkul kıymet dışında yabancı para ve altın alım satımı yapan "döviz yatırım fonları"nın ise söz konusu istisnadan yararlanmaları mümkün değildir. Yatırım fon ve ortaklıkları, kurumlar vergisinden müstesna tutulan portföy işletmeciliği kazançları üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94/8 nci maddesine göre bu kazançların dağıtılıp dağıtılmadığına bakılmaksızın gelir vergisi tevkifatı yapacaklardır. Bu suretle yapılacak vergi tevkifatı, portföyünde % 25'den daha az hisse senedi bulunduran yatırım fonları ile aynı nitelikteki yatırım ortaklıklarında % 10, diğerlerinde ise "0" sıfır olarak uygulanacaktır. Öte yandan, % 25 hisse senedi bulundurma şartı yılın tamamında aranacaktır. Yılın herhangi bir gününde % 25'in altında hisse senedi bulunduran fon veya ortaklıkların portföy işletmeciliği kazançlarına % 10 stopaj uygulanacaktır. Bu uygulama sırasında, yatırım fon ve ortaklıklarının portföyünde bulunan ve yabancı borsalara kayıtlı dövizli hisse senetleri, % 25'lik oranın tespitinde dikkate alınmayacaktır. ÖRNEK 1 _ (A) Bankasına ait olup, portföyünde % 25'den az hisse senedi bulunduran Menkul Kıymetler Yatırım Fonunun 1993 yılında portföy işletmeciliğinden elde edeceği ve 1994 yılında muhtasar beyanname ile beyan edeceği kazanç üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94/8 inci maddesi gereğince yapacağı vergi tevkifatı % 10 oranında olacaktır. ÖRNEK 2 _ (B) Bankasına ait olup portföyünde % 25'den fazla hisse senedi bulunduran Menkul Kıymetler Yatırım Fonu'nun 1993 yılında portföy işletmeciliğinden elde ettiği ve 1994 yılında muhtasar beyanname ile beyan edeceği kazanç üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94/8 inci maddesi gereğince yapacağı vergi tevkifatı "O" sıfır nispette olacaktır. 2. Ortak Bünyesinde Vergileme: Yatırım fonları katılma belgelerinden sağlanan gelirler ile yatırım ortaklıkları hisse senetlerinden sağlanan kar paylarının vergilendirilmesi, yatırım fonu ve yatırım ortaklığının durumuna ve bunlardan gelir elde edenlerin gerçek kişi ve kurum olmasına göre farklı olmaktadır. Buna göre, yatırım fonu katılma belgelerinden sağlanan gelirler ile yatırım ortaklıkları hisse senetlerinden sağlanan kar paylarının vergilendirilmesi aşağıdaki şekilde olacaktır. a) Katılma Belgesi veya Hisse Senedi Karşılığı Sağlanan Kar Payının Tam veya Dar Mükellefiyete Tabi Gerçek Kişilerce Elde Edilmesi: Gelir Vergisi Kanununun 75 inci maddesinin ikinci fıkrasının 1 numaralı bendinde, yatırım fonları katılma belgeleri karşılığı elde edilen kar payları ile yatırım ortaklıkları hisse senetlerinden elde edilen kar paylarının menkul sermaye iradı olduğu kabul edilmiştir. Gelir Vergisi Kanununun 85 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre, söz konusu menkul kıymet gelirleri üzerinden kurum bünyesinde yapılan vergilendirme gerçek kişiler bakımından nihai vergilendirme kabul edildiğinden, anılan menkul kıymet gelirlerini elde eden tam veya dar mükellefiyete tabi gerçek kişiler, elde ettikleri bu gelirleri beyan etmeyeceklerdir. b) Katılma Belgesi veya Hisse Senedi Karşılığı Sağlanan Kar Payının Ticari İşletmeye (Kurumlar Dahil) Ait Olması: Gelir Vergisi Kanununun 94. maddesinin (A) fıkrasının 15 numaralı bendinin (d) alt bendinde, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 39 uncu maddesine göre ticari kazançtan (kurumlar dahil) indirilen gelirler arasında yer alan ve Yatırım fonları ile yatırım ortaklıklarından sağlanan şu kar paylarından vergi tevkifatı yapılacağı hükme bağlanmıştır. _ Portföyünün en az % 25'i hisse senetlerinden oluşan menkul kıymet yatırım fonları (döviz yatırım fonları hariç) ile aynı nitelikteki menkul kıymet yatırım ortaklıklarından elde edilen kar payları, _ Portföyünde % 25'den daha az hisse senedi bulunduran menkul kıymetler yatırım fonları ile menkul kıymetler yatırım ortaklıklarının katılma belgeleri veya hisse senetlerinden elde edilen kar payları, _ Risk sermayesi yatırım fonları veya ortaklıklarının katılma belgeleri veya hisse senetlerinden elde edilen kar payları, _ Gayrimenkul yatırım fonları veya ortaklıklarının katılma belgeleri veya hisse senetlerinden elde edilen kar payları. Diğer taraftan ticari kazançtan indirilen söz konusu menkul kıymet gelirleri üzerinden yapılacak vergi tevkifatının oranı, 17.11.1992 tarihli ve 92/3802 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kararlaştırılmış bulunmaktadır. Bu Karara göre, portföyünde % 25'den daha az hisse senedi bulunduran yatırım fonları ile aynı nitelikdeki yatırım ortaklıklarının katılma belgeleri veya hisse senetlerinden elde edilen kar paylarından % 35 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Portföyünde % 25'den daha fazla hisse senedi bulunduran yatırım fonları ile aynı nitelikdeki yatırım ortaklıklarının katılma belgeleri veya hisse senetlerinden elde edilen kar payları ile risk sermayesi yatırım fonları veya ortaklıkları ve gayrimenkul yatırım fonları ve ortaklıklarının katılma belgeleri veya hisse senetlerinden elde edilen kar paylarından % 10 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacaktır. Ticari işletmeye dahil söz konusu menkul kıymetlerin gelirleri öncelikle gelirin elde edildiği yılın hasılatına dahil edilecek, daha sonra bu gelir, vergiye tabi ticari kazancın tespitinde indirim olarak dikkate alınacaktır. Kurumlar Vergisi mükellefleri ise bu indirimi beyanname üzerinden yapacaklardır. Ticari işletmeye dahil olan ve iratları ticari kazançtan indirilen yukarıda belirtilen menkul kıymet gelirleri üzerinden belirtilen oranlarda gelir vergisi tevkifatının yapılması gerekmektedir. Bu tevkifatı hem ticari kazanç sahibi gerçek kişiler, hemde kurumlar vergisi mükellefleri yapacaklardır. Söz konusu tevkifatın yapılmasında, ticari kazançtan indirilen bu gelirlerin ortaklara dağıtılıp dağıtılmamasının bir önemi bulunmamaktadır. Bu nedenle, dağıtılsın dağıtılmasın, söz konusu gelirler üzerinden gerekli vergi tevkifatının yapılması zorunludur. Söz konusu katılma belgelerinin veya hisse senetlerinin Türkiye'de iş yeri veya daimi temsilcisi bulunan dar mükellef gerçek kişi veya kurumların ticari işletmelerine dahil olması halinde, dar mükellefiyet esasında vergilendirilen bu kişi ve kurumlar da yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde bu menkul kıymet gelirleri üzerinden belirtilen oranlarda vergi tevkifatı yapacaklardır. 3. Dar Mükellefiyete Tabi Yatırım Fonlarının Portföy İşletmeciliği Kazançlarının Vergilendirilmesi 20.2.1930 tarihli ve 1567 sayılı Kanuna göre ilgili mercilerden izin almak suretiyle Türkiye'de münhasıran portföy işletmeciliği faaliyetinde bulunan dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançları da kurumlar vergisinden istisna edilecektir. Bununla beraber, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Kararın 15 inci maddesinde, yurt dışı yatırım fonları ve ortaklıklarının borsada kote edilmiş her türlü Türk menkul kıymetlerini, Türkiye'de Sermaye Piyasası Kanununa göre faaliyet gösteren aracı kurumlar (bankalar dahil) vasıtasıyla satın almaları ve satmaları halinde, bu fon ve ortaklıkların izin almalarına gerek olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkındaki Karara göre, yurt dışındaki yatırım fonlarının izin almaksızın borsada kote edilmiş her türlü Türk menkul kıymetlerini, Türkiye'de Sermaye Piyasası Kanununa göre faaliyet gösteren aracı kurumlar (Bankalar dahil) vasıtasıyla satın almaları ve satmaları halinde, bu alım satım faaliyetlerinden doğan kazançların kurumlar vergisinden istisna edilmesi gerekmektedir. Dar mükellef yatırım fonları da tam mükellef yatırım fonlarında olduğu gibi kurumlar vergisinden müstesna tutulan portföy işletmeciliği kazançları üzerinden, Gelir Vergisi Kanununun 94/8 inci maddesine göre gelir vergisi tevkifatı yapacaklardır. Bu yatırım fonları bankalar, sigorta şirketleri, aracı kurumlar ve emekli sandıkları tarafından kurulabileceği gibi, diğer kurumlar veya herhangi bir yatırım ortaklığı tarafından da oluşturulabilir. Dar mükellefiyete tabi yatırım fonlarının portföy işletmeciliğinden doğan kazançlarının kurumlar vergisinden müstesna tutulabilmesi için, aşağıdaki şartların yerine getirilmesi gerekmektedir. a) Yatırım fonunun yurt dışında bir sermaye şirketi şeklinde değil, yatırım fonu şeklinde kurulmuş olması; b) Yatırım fonunun tüzel kişiliğinin olmaması; c) Yatırım fonunun malvarlığının bağlı olduğu tüzel kişiliğin malvarlığından ayrı olması;(*) d) Türkiye'de bir işyeri veya daimi temsilci vasıtasıyla faaliyette bulunulması ve Türk Vergi Kanunlarına göre defter tutma ve vergiye ilişkin diğer mükellefiyetlerin yerine getirilmesi. Yukarıda yer alan şartlara haiz olan yatırım fonlarının Türkiye'deki portföy işletmeciliği kazançlarının kurumlar vergisinden müstesna tutulabilmesi için, Bakanlığımızdan ayrıca bir belge almalarına gerek bulunmamaktadır. Bununla beraber söz konusu dar mükellef yatırım fonlarının yukarıda belirtilen şartlara haiz olduklarını, gerektiğinde tevsik edecekleri tabiidir. Diğer taraftan yatırım fonları, yukarıdaki bölümde açıklandığı üzere, portföyündeki hisse senedine göre farklı vergileme rejimine tabi bulunmaktadır. Dar mükellef yatırım fonlarının vergileme esaslarının tayini sırasında, Türkiye'deki portföyünde bulunan hisse senedinin oranı gözönünde bulundurulacaktır. Türkiye'de bu şartlara uygun olarak faaliyet göstermeyen ve Türkiye'deki faaliyetleri bir işyeri veya daimi temsilci tarafından yürütülmeyen dar mükellef yatırım fonları, Gelir Vergisi Kanununun mükerrer 81 inci maddesinde yer alan şartlar çerçevesinde, iktisap ettikleri menkul kıymetlerini ve iştirak hisselerini elden çıkarmaları halinde, elden çıkarmadan sağlanan değer artışı kazançları vergilendirilecektir. Ancak, söz konusu yatırım fonlarının kur farkından doğan değer artışı vergilendirilmeyecektir. Tebliğ olunur. (*) 45 Sıra No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Kaynak: resmî yayım

Kendi olayınıza uyar mı?

Sorun; cevabın altında hangi maddeye ve hangi belgeye dayandığı yazar. İlk 25 soru ücretsiz.

Ücretsiz sor